Otuz Yıl Savaşları

Otuz Yıl Savaşları“Otuz Yıl Savaşı” olarak da bilinen Otuz Yıl Savaşları; Avrupa’da 1618 yılında başlayan ve 1648 yılında Vestfalya Antlaşmasıyla sona eren, dini nitelikli bir savaşlar bütünüdür. Dört kısımda incelenen Otuz Yıl Savaşları’nın sonucunda Avrupa’da milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanmış ve mezhepler arasındaki son savaş olarak tarihe geçmiştir.

Otuz Yıl Savaşları’nın ilk bölümü, bir iç savaş niteliğindedir. Kutsal Roma- Cermen İmparatorluğu’ndaki Protestan ve kral- yönetim karşıtı şehir devletleriyle Katolik şehir devletleri arasında yaşanmıştır. Protestan Bohemya ile Katolik Bavyera arasında gerçekleşen iç savaş, Katolik cephenin galibiyetiyle sonuçlanmıştır.

Dönemin Danimarka Kralı 4. Christian da bir Protestandır ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu’ndaki Protestanların yenilmesinden son derece rahatsız olmuştur. Hollanda, İngiltere ve Fransa’dan aldığı destekle 4.Christian kendini “Protestanlığın Savunucusu” olarak ilan etmiş ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu’ndaki Katoliklere karşı savaşa dahil olmuştur. Danimarka’nın katılımı mezhep çatışmasını ve iç savaşı, daha büyük ve kapsamlı bir savaşa çevirmiştir. Ancak Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu üzerindeki etkisini artırmak isteyen Danimarka; Fransa, İngiltere ve Hollanda’dan beklediği desteği göremez ve ikinci savaş da Protestanların yenilgisiyle sonuçlanır.

Danimarka’nın çekilmesinin ardından İsveç Kralı II.Gustaf Adolf, savaşa dahil olmuş ve Protestanların yanında yer almıştır. İsveç Kralı Adolf’un da amacı Danimarka gibi, Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu’nda yetki sahibi olmaktır. Başlarda Protestanlar savaşı kazanır gibi olmuştur ancak İsveç Kralı II.Gustaf Adolf’un öldürülmesi, askerlerin motivasyonunu düşürmüş ve üçüncü savaş da Katolik galibiyetiyle sonuçlanmıştır.

Dördüncü savaş ise Kral XIII.Louis yönetimindeki Fransa’nın savaşa dahil olmasıyla başlamıştır.Fransa Katolik bir devlet olmasına rağmen çıkarları doğrultusunda Protestanların yanında savaşmıştır. Fransa, mezhep fark etmeksezin Almanya’nın güçlü bir devlet olmasını istememiştir.Fransa’nın savaşa girmesi, Protestanların kaderini değiştirmiştir. İspanya ve Habsburglar hızla geri çekilmek zorunda kalmıştır.  Bu sırada Portekiz, İspanya’dan bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu da İspanya ve Habsburg’un geri çekilmesini hızlandırmıştır. 1648 yılına gelindiğindeyse Katolikler barış istemiş ve Vestfalya Barışı imzalanmıştır.

Genel Bakış

10 Kasım 1483’te Almanya’nın Eisleben şehrinde doğan Martin Luther, Hristiyanlığın 3 ana mezhebinden biri olan Protestanlığın temellerini atan bir din adamıdır. Luther 1507 yılında papaz olmuştur.Wittenberg Üniversitesi’nde felsefe dersleri veren Luther, derslerine Kutsal Kitap’taki yazıların açıklamasıyla devam etmiştir. 16.yy’da ise Avrupa’da daha önce benzeri görülmemiş bir dinsel yozlaşma yaşanmaktadır. Katolik Kilisesi’nin II.Julius gibi papaları dini güçlerini dünyevi işler için kullanmışlardır.

Martin Luther, 1510 yılında Roma’ya gitmiş ve Katolik Kilisesi’nin yolsuzluklarına kendi gözleriyle tanık olmuştur. “Endülüjans” adı altında din ticari bir amaca dönüştürülmüş ve din adamları cennetten arsa satmaya, para karşılığı günahları affetmeye başlamıştır. 1517 yılında Martin Luther, konferans verdiği Wittenberg Üniversitesi’nin kapısına Katolik Kilisesi’ni eleştiren 95 maddelik bir tez asmıştır.

Luther’in kilise eleştirisi ve sosyal kurumları yeniden düzenlemek istemesi,Papa’nın otoritesinden bıkmış olan asiller ve prensler tarafından destek görmüştür. Papa, başlarda Luther’e kayıtsız kalmıştır ancak Luther’in Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden de destek görmesi Papa’yı bu tavırdan vazgeçirmiştir. Papa ve Katolik Kilisesi’ne karşı girişilen bu isyan, siyasal bir reforma dönmüş ve bu reform sonucunda Protestanlık mezhebi doğmuştur. Papa tarafından hakkında ölüm emri çıkartılan Martin Luther ise ortadan kaybolmuş ve 1546 yılında doğal sebeplerden ölmüştür.

Martin Luther öncülüğünde başlayan Protestan- Katolik savaşı 25 Eylül 1555 tarihinde Almanya’nın Ausburg şehrinde imzalanan Augsburg Barış Antlaşmasıyla sona ermiştir. Augsburg Barış Antlaşması’na göre;Luteranizm mezhebi (dolaylı olarak Protestanlık mezhebi) Katolik mezhebinden ayrılacaktır. Ayrıca sayıları 100ü geçen Alman Prensleri, Katoliklik ve Luthercilik arasında özgürce seçim yapabilecektir. Luthercilik; yani Protestanlık, Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu taraftarı olmayan prensler, Almanya, İsveç, Danimarka ve kısmen de olsa Fransa’da yaygınlaşmıştır.

Augsburg Barış Antlaşması, makul şartlar içermesine rağmen taraflar tarafından uygulanmamış ve kuralları ihlal edilmiştir. Protestanlık, İspanya’da da yayılmaya başlamıştır. Ancak Katolik İspanya ve Habsburg Kralları bu durumdan memnun olmamışlardır. Habsburg kralları Doğu ve Orta Avrupa’da Katoliklik mezhebini güçlendirmek istemiş, yayılmacı İspanya ise Hollanda’yı işgale başlamıştır. Habsburg Kralı Ferdinand, Augsburg Antlaşması’na aykırı olarak Protestan din adamlarını sınır dışı etmiş ve protestan öğretilerini yaktırmıştır. Bunun üzerine Protestanlar; 1618’de Prag’da, Kral Ferdinand’ın danışmanlarını hükümet binasından aşağı atmışlardır.

Diğer tarafta ise Baltık Denizi’ne egemen olan Protestan İsveç ve Danimarka Krallıkları vardır. İsveç ve Danimarka Krallıkları, Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu’ndaki etkilerini artırmak ve Protestanlığı yaymak istemiştir.

Otuz Yıl Savaşları- Kutuplar

1618 yılında Protestanlar ve İmparator karşıtları Bohemya’da bir ayaklanma başlatmıştır. Kral Ferdinand’ın danışmanlarının camdan atılması olayı da bu sırada gerçekleşmiştir. Katolik Bavyera Kralı Maximillia’nın desteğiyle birlikte Kral Ferdinand ve Katolik Birliği, Protestan isyanını bastırmış ve Protestanlar yenilgiye uğramıştır. Bohemyalı soylular kılıçtan geçirilmiştir. Protestanların yenilgisinden hoşnut olmayan Danimarka, Katolik Birliği Komutanı Kont Tilly’e savaş açmıştır. Fransa, İngiltere ve Hollanda’nın desteğini almasına ve Danimarka’yı Protestanlığın koruyucusu olarak ilan etmesine rağmen, savaş Danimarka’nın lehine sonuçlanmamıştır. Danimarka, Lübeck Barışı’nı imzalamış ve Katoliklerin üstün olduğunu kabul etmiştir.

Danimarka’nın çekilmesinin ardından İsveç Kralı II.Gustaf Adolf imaparatorluğa karşı savaşa dahil olmuştur. İsveç Kralı G.Adolf başlarda başarılı bir savaş sürdürmüştür ancak kralın Lützen Savaşı’nda öldürülmesi üzerine askerler motivasyonlarını kaybetmiş ve otorite boşluğu oluşmuştur. İsveç kuvvetlerinin ağır bir yenilgi almasının ardından Katoliklerle bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre; Alman Prenslerinin dış güçlerle ittifak yapması yasaklanmış ve Kutsal Roma-Cermen orduları bir araya getirilmiştir.

Bu durum Habsburg Krallığı’nı Avrupa üzerinde olduça etkin bir güç haline getirmiştir. Katolik bir başpsikopos yönetimindeki Fransa, Habsburg Krallığı’nın bu denli güçlenmesinden rahatsız olmuştur. Öte yandan Fransa, Avusturya ve İspanya’nın olası bir savaşta ittifak kuracağını öngörmüş ve Protestanların yanında savaşa girmiştir.1635 yılında Fransa, Hollanda ve İsveç desteğiyle başarılı bir strateji izlemiştir. Fransa ve müttefikleri, Hollanda’nın zenginliğinden ve kıyılarından faydalanıp İspanyol donanmasını oldukça zor bir durumda bırakmıştır. Protestanlar galip gelmiş ve Katolik İttifakı barış istemek zorunda kalmıştır.

Vestfalya Antlaşması

1648’de(Ekim- Mayıs) imzalanan Vestfalya Barış Antlaşmasıyla, Otuz Yıl Savaşları sona ermiştir. Vestfalya Antlaşması imzalanan diğer antlaşmalar arasında önemli bir yere sahiptir ve Augsburg Antlaşması’nın yeniden düzenlenmiş hali olarak kabul edilmektedir.Vestfalya Antlaşmasıyla, Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu’ndaki Alman Prenslikler bağımsız birer devlet niteliğinde olmuştur.Özerkliğini ilan eden Alman Prenslikleri, İmparatorun dolayısıyla da Papa’nın yetkilerini kısıtlamışlardır.İmparatorluklar, keyfi vergi toplayamayacak ve savaş ilan edemeyecektir. “Ulus Devlet” kavramı ortaya çıkmış ve Katolik Habsburg tehdidi sona ermiştir. Öte yandan Vestfalya Antlaşması; 1815’te düzenlenecek Viyana Kongresi’nde uygulanan ” Konferans Diplomasisi” için ilham kaynağı olmuştur.

Otuz Yıl Savaşları- Detaylar

Otuz Yıl Savaşları’nın ardından Almanya 1871’e kadar siyasi birliğini tamamlayamamıştır. İspanya ise Batı Avrupa’da yayılmacı politikasından vazgeçmiş ve eski güçlü dönemlerini görememiştir. Ortaçağ’dan Modern Çağ’a geçiş olarak nitelendirilen Vestfalya Barışı’nın ardından Avrupa’daki dominant güç Fransa olmuştur.

Almanya’nın nüfusu 15 milyondan 11 milyona düşmüştür. Bazı kaynaklarda ise 21 milyondan 13 milyona düştüğü söylenmektedir. Otuz Yıl Savaşları’nın ardından Avrupa’da kıtlık ve salgın hastalıklar başlamıştır. Almanya 17.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar gerileme dönemine girmiştir. 19.yüzyılın ikinci yarısında Alman İmparatorluğu’nun kurulmasıyla, Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu’nun gücünü kaybetmesiyle etkisini artıran Fransa,dominant güç olma özelliğini kaybetmiştir.

Otuz Yıl Savaşları, Avrupa’da gerçekleşen son dini nitelikli savaş olmuştur. Katolikler ve Protestanlar birbirlerine tahammül etmeyi öğrenmiş ve ilahi değerlerden çok çıkar ilişkilerine önem vermeye başlamışlardır. Küreselleşme olarak kabul edilen bu gelişmeler, günümüz stratejilerine ve yeniliklerine zemin hazırlamıştır. Uluslararası ilişkiler ve devletlerarası ortak fayda stratejisi Vestfalya Antlaşması’yla hayata geçmiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.