Cilt Lekesi Türleri

Cilt lekesi bir ya da birkaç sebepten oluşan ve deride renk değişmesiyle, hem erkek, hem de kadında görünen lekelerdir. Vücudun görünmeyen bölgelerinde de olan cilt lekeleri, en çok estetik sıkıntıyı yüzde olan türleriyle verir. Bu tarz lekeler, yüzün görünen bölgelerinde yoğunlaşır, kişiyi psikolojik travmalara kadar sürükleyebilirler.

Cilt Lekesi Türleri

Malezma,Şarap Lekesi,Et Benleri,Cilt Benleri,Lentigo ( Karaciğer/ Yaşlılık Lekesi),

Seboreik Keratoz (Yaşlılık Beni),Çiller,Güneş,Sivilce,Mantar, ilaç lekeleri, bilinen cilt lekesi türleridir.

A) Malezma:

(Hamilelik maskesi) Hamilelik döneminde aşırı salgılanan östrojen hormonundan kaynaklanır. Doğal olarak, bu tür sadece kadınlarda teşhis edilse de doğum kontrol ilaçlarının tüketilmesiyle de oluşmaktadır. Güneşe en çok maruz kalan yüz bölgesinde, normal deriden daha koyu renkle görülür. Yaz aylarında ve solaryum kullanımı sonrası daha fazla belirginleşirler.

 

B) Şarap Lekesi :

Yeni doğan bebeklerde müşahede edilen damar problemidir. Sağlığa zararları yoktur. Çocuk 7 veya 8 yaşına geldiğinde kaybolur. Yüzde görülme oranı daha yüksek olsa da, vücutta da çıkabilir. Halk arasında doğum lekesi diye adlandırılır.

C) Et Benleri:

Obezite, menapoz ve çeşitli hormonal bozuklukların tetiklemesiyle genelde orta yaşlı erkek ve kadınlarda aynı oranda görülebilir. Sancı yapmazlar ve en çok boyun ve göz çevresinde çıkarlar.

D) Cilt Benleri:

Oluşum nedeninin, genelde genetik mirasla geçtiğine inanılan, tam olarak sebebi bilinmeyen cilt lekeleridir cilt benleri. Çocuklukla oluşmaya başlayan benler, kişi yaş aldıkça çoğalır. Bazılarının üstünde kıl olabilir. Açık ve koyu renklerde bulunabilirler.

E) Lentigo ( Karaciğer/ Yaşlılık Lekesi):

Bir renk anormalliği hastalığı olan lentigo, genelde çillerle karıştırılır. Oysa Lentigo çillere oranla nispeten büyük ve daha koyu renktedir. Yazın daha belirginleşir.

Solar Lentigo(Güneş lentigo) sıklıkla rastlanılan bir çeşittir. Derinin sıklıkla, güneşle karşılaşmalarında meydana gelir. Sarışın kişiler bu durumdan en çok mustarip olanlardır. Güneş yanmaları sonrası, deri soyulmasında görülür.

F) SeboreikKeratoz (Yaşlılık Beni):

Kalıtsal sebeplerle meydana gelir. Cildi yağlı bir görüneme sokan lekelerdir. Yüz çevresinde olduğu gibi vücudun diğer bölgelerinde de olabilir, kolay teşhis edilemezler. Genellikle vücuttaki aşınmayla gelişirler.

G) Çiller:

Beyaz tenli kişilerde görülür. Küçük, cilde göre koyu renk lekelerdir. 50’li yaşlara doğru kayboldukları bildirilir. Güneşle fazla temas, bu cilt lekesinin çoğalmasını tetikler. Yazın çoğalır, kışın nispeten silikleşirler. Melanin pigmentinin aşırı salgılanmasıyla ilgisi vardır.

H) Güneş Lekeleri:

Genellikle yaz aylarında oluşumları sıklaşsa da, kışın da güneşten korunmakta fayda vardır. Güneş kremiyle korunum sağlanabilir. Güneşin zararlı ışıklarıyla temas sırasında vücudumuzdaki melanin, organizmayı korumak adına, aşırı miktarda salgılanır, bu salgılanma güneş lekelerine neden olur.

I) Akne ve Sivilce Lekeleri:

Ergenlik döneminde sıklıkla rastlanan ve en çok bilinen cilt lekeleridir.Yağ bezlerinin fazla salgılanmasıyla gerçekleşen bir tür iltihaplanmadır. Doğal bir süreçle gelişen sivilceler, ilerleyen dönemlerde, genel olarak iz bırakmadan tamamen kaybolsalar da, toplumun yüzde yirmiye yakın bölümü o kadar şanslı olamayabilir. Kalıcı izlere evrilen bu lekeler, deride delikler biçiminde kalıcı olabilen bu lekeler, hoş olmayan görünüme sebep olur.

Güneş Lekeleri İçin C Vitamini

Dünya üzerindeki bütün uzmanlar, C vitaminin, en güvenli ve en etkili besleyicilerden biri olduğu yönünde ortak görüşe sahiptir. Ortak soğuk algınlığı ve daha ciddi komplikasyonları önlemeye yardımcı olduğu herkesçe bilinir.  Bununla beraber, C vitamininin faydaları: bağışıklık sistemi eksikliklerine, kalp-damar hastalıklarına, doğum öncesi sağlık problemlerine, göz hastalıklarına,  güneş lekelerine ve hatta cilt kırışmalarına karşı koruma içermektir. Bu bilgi genelde gözden kaçırılabilir. C vitamini, sebzeler ve turunçgillerde bulunur. L-glukon-gamma laktonu, C vitamini üretimini sağlar. Bu üretim bitkilerde kendiliğinden gerçekleşir. İnsanlar gamma laktonu üretemez ve bu sebeple onu dışardan almak zorunda kalır. Kolajen yapımında oldukça etkili olan C vitamini, vücudun dengesini sağlar ve kalıcı gibi görünen lekeleri kolaylıkla silmeye yardımcı olur.

Uluslar arası geçerliliği olan,ciddi Alternatif Tıp Seminerlerinde yayınlanan ve 15 yıldan uzun süren 100’den fazla çalışmayı ortaya koyanyeni bir araştırma, C vitamininin faydalarının giderek arttığını belirtmiş, konuyla ilgili olarak, bu bilgiler tıp literatürüne geçmiş ve gerçekliği onaylanmıştır.

Uzmanlara göre: C vitaminin bilinen faydalarına birçok yenilerini eklemesi sevindirici bir durum olarak karşılanmıştır. Sadece grip olduğumuzda veya nezle olmamak için kullandığımız bir vitamin olmanın ötesine geçen C vitamininden, güneş lekeleri için de istifade edilmekte ve çok olumlu sonuçlar alınmaktadır. C vitamini, kalp-damar, kanser, felç, göz sağlığı ve bağışıklıktan daha uzun süre yaşama karşı olumlu etkiler sağlarken, cildimizde istemediğimiz lekeleri silip atmakla değerini birkaç kademe daha yükseltmiştir.

Güneş lekeleri, deride istenmeyen kahve veya gri renkli noktalardır. Genellikle yüz, boyun ve ellerde görülürler. Güneş lekeleri, uzun süre güneşe maruz kalma sonucunda oluşur ve genelde bir yere toplanırlar. Güneşe maruz kaldıktan sonra yıllarca, defalarca ortaya çıkabilir ve fazlalaşabilirler. Bununla beraber kalıcı olma eğilimindedirler. Aslında, güneş lekeleri: güneşte çok fazla zaman geçirdikten sonra organizmanın kendisini korumak için geliştirdiği refleks bir girişimidir. Fakat bu durumda,  önlem alınmazsa, hoş olmayan lekeler sorun yaratmaya başlar. Güneş lekeleriyle mücadele etmek için yapabileceğiniz en iyi şey: cildinizi güneşe karşı korumaktır. Lekeleriniz varsa, güneş ışınları noktaların daha koyu hale gelmesine ve yenilerinin ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Bu durumda rahatsızlığınızı bir kat daha arttıracaktır.

Güneş lekeleri ve akne sonrası lekeleri farklı şekillerde oluşmuş olsa da, her iki tür hiperpigmentasyona aynı şekilde muamele edilir. Bol miktarda güneş kremi kullanımı, lekeleri önlemeye yönelik tedbirlerden biridir, ancak güneş lekelerinin silinmesi için en iyi, en doğal yöntemlerden biri: C vitamini kullanılmasıdır.

C vitamini güçlü bir antioksidan olduğundan, güneşin cildinize bıraktığı bazı zararlı serbest radikalleri nötralize eder.Antioksidan özelliğiyle, cildinizin doğal rejenerasyon sürecine yardımcı olur, vücudunuzda hasarlı cilt hücrelerini onarır ve yenilerini üretir. Ve şaşırtıcı bir şekilde, C vitamini aslında cildinizin melanin üretimini engelleyen bir özelliği içermektedir.

EVDE YAPACAĞINIZ, ÇOK BASİT VE NEREDEYSE BEDAVA BİR İŞLEM

Limon suyu: C vitamini bakımından zengindir. Doğrudan bir parça pamuk kullanarak limon suyunu sıktığınız bir kaba batırarak ıslatın. Soğuk su ile durulamadan önce 20 dakika bekleyin. Güneş lekelerisilikleşene kadar günde iki kez tekrarlayın.

C vitamini serumu veya losyonu, Pamuk, Limon suyu, C vitamini takviyeleri, evde uygulayacağınız kür için oldukça kolay bulunan materyallerden oluşur.

Aloevera ve C vitamini karıştırılarak, evde yapacağınız uygulama, güneş lekelerinize elveda diyebileceğiniz bir seremoniye dönüşebilir. Bu uygulamada oldukça basit ve çok ucuzdur.

Bir tatlı kaşığı C vitamini, bu Cvitamini tozu olabileceği gibi, herkesin evinde kolayca bulunan bir limonun sıkılmasından da elde edilebilir. 2 yemek kaşığı aloevera krem veya eğer bitki yetiştirmeye meraklıysanız. Evinizde rahatlıkla yetiştirebileceğiniz aloevera bitkisinin rendelenerek toz haline getirilmesiyle elde edeceğiniz aloe vera rendesi, temiz su.

Bu malzemeleri temiz suyun içine koyarak, uygun bir kapta karıştırın. Daha sonra bu karışımı güneş lekelerinizin olduğu bölgeye sürün. Mümkünse işlemi akşam, yatmadan evvel yapın, zira mevsim ne olursa olsun, gün içerisinde dışarıya çıkmanız ve güneşin etkileriyle karşılaşmanız olasıdır. Sabah kalktığınızda, temiz suyla işlem yaptığınız alanı yıkayın. İşte bu kadar basit ve oldukça ucuz, üstelik doğal bir yöntemle güneş lekelerinizden C vitamini yardımıyla kurtulmanız mümkün. Önemli olan, pahalı yöntemler uygulamadan önce, doğal yöntemlerle güneş lekelerinizi geçirmek için cildin kendisine bir şans tanımaktır. Bu doğal işlem, kimyasal bir içerikten yapılmadığından, sorunun giderilmesi için kürü haftada en az 2 gün kararlıkla uygulamanız gerekir. Gözle görülür etki: Cilt tipine bağlı olmakla beraber bir ay içinde kendisini gösterecektir.

Bunlara ek olarak, özellikle güneşin dayanılmaz olabileceği yaz aylarında makyajla dışarıya çıkarak, güneş ışınlarının zararlı etkilerine maruz kalmamalı, besinlerinizde de C vitamini kullanmalısınız. Bolca tüketeceğiniz C vitamini içerikli gıdalar, vücudunuzun içinden de güneş lekelerinden kurtulmanıza yardımcı faaliyetler oluşturacaktır.

Dilerseniz kimyasal peeling yaparak ve bu işleme C vitamini de ekleyerek, güneş lekelerinden kurtulma sürecini hızlandırabilir, C vitamini içeriği sayesinde cildinizdeki izleri hem siler, hem de parlak ve pürüzsüz bir görünüm elde edersiniz. C vitamini suda çözülür. Fazlalık yapmaz. Vücudunuz C vitaminini gerektiği kadar alır ve gerisini stoklamaz.

Jilet İzlerine TCA Peeling

TCA,  yani trikloroetanoik asit, klor atomlarının hidrojen atomlarıyla değiştirildiği bir asetik asittir. Solüsyon olarak kullanılır. Renksiz ve aşındırıcıdır. Jean-BaptisteDumas tarafından 18 yüzyıl başlarında keşfedilmiş ve günümüze dek kullanılagelmiştir. TCA organik radikal değerler teorisi açısından oldukça iyi bir örnektir.  Proteinler, DNA ve RNA gibi makromoleküllerin çökeltilmesi için biyokimyada yaygın şekilde kullanılır. Güneş lekeleri, cilt kırışıklığı, sivilce, ameliyat lekeleri,  jilet izleri dövme çıkarma gibi tedavilerde TCA sıklıkla tercih edilir.

Tcapeeling, sivilce, pigmentasyon bozuklukları,kırışıklıklar, ameliyat ve jilet izleri başta olmak üzere aktif olarak kullanılan dinamik bir yöntemdir. Sonuçlar ve komplikasyonlargenelde cilttekiyaralanma ve hasar derinliğiyle ilişkilidir; Bu kıstas tedavi sürecinde belirleyicidir. Komplikasyonların görülmesi, daha koyu cilt tiplerinde ve güneşe maruz kalma ile daha olasıdır ve küçük tahrişlerden, pürüzlü pigmentasyonakadar değişebilirler. Çok seyrek vakalarda, ağızdan alınan veya göze sürülen TCA  daha  sert komplikasyonlara neden olabilir. Bu sebeple TCA maddesi çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalı, peeling aşamasında ağıza alınmaması gerekmektedir. Keşfedildiği yıldan bu yanayapılan en popüler ve yaygın görülen işlemdir. Dermatologlar 19. yüzyılda peeling yöntemlerine ilgi göstermeye başladı. 1874 yılında Viyana’da dermatolog Ferdinand vonHebramelasma, Addison hastalığı ve çiller tedavisinde bu tekniği kullandı. 1882’de Hamburg’da Paul G. Unna deride, trikloroasetik asit (TCA) ve fenolün etkilerini tanımladı.20. yüzyılın ilk yarısında fenol ve TCA çeşitli merkezlerde kullanıldı. Alfa-hidroksi asitler (AHA), 1980’lerin sonunda ve 1990’lı yıllarda yüzeysel peeling maddeleri olarak piyasaya sürüldü.

Asitler, yüzeysel, orta ve derin peeling araçları olarak sınıflandırılarak  uygun bir şekilde kullanılabilir, ancakbazı peeling yöntemlerinde, kaşıntı, artan deri duyarlılığını, epidermoliz, alerjik ve tahriş edici dermatit, ve post-enflamatuarhiperpigmentasyon (PIH) neden olması sebebiyle,TCA,  kimyasal peeling açısından en güvenilir yöntemlerden biridir.Özellikle jilet izlerinde harika sonuçlar vermiştir.

KİMYASAL PELELERİN KOMPLİKASYONLARI

Kimyasal peeling, cildin pul pul dökülmesine ve ardından cildin yenilenmesine yol açan, yeni cildi yeniden oluşturan, belirli bir kuvvetteki kimyasal maddenin uygulanmasını içerir. Bu, tekniğe bağlı bir prosedürdür. Çok nadiren de olsa, yara oluşumu gözlenebilir. Ancak belirtmek de yarar vardır ki; bu durumlar, kişinin talimatlara uymaması, tekrarlanacak işleminin aralıklarını dikkate almaması sebebiyle olabildiği gibi, daha çok özensiz kullanımlarda söz konusudur.Enfeksiyonlu bölgeye tatbik edilmesi, iyileşme döneminde yetersiz bakım başkaca sebeplerdir. Bu durumlarda olası yan etkiler şunlardır:

Tahriş, yanma, ağrı, ödem, kabarcıklanma, Enfeksiyonlar (bakteriyel, herpetik ve kandidal)

Yara izi, iyileşmede gecikme,dokusal değişiklikler, Hiperpigmentasyon, hipopigmentasyonKutanöz bariyer kaybı ve doku hasarı, sivilce patlamaları, Alerjik reaksiyonlar, toksisite.

Doğru kullanımlarda genellikle, komplikasyonlar yok denecek kadar azdır ve koyu tenli bireylerde, beyaz tenli bireylere nazaran daha sık görülür.

JİLET İZLERİ İÇİN TCA

Sivilce lekeleri, yaşlanmaya bağlı kırışıklıklar, ameliyat izleri, dövme silinmesi gibi konular baştaolmaküzere Tcapeeling, jilet izlerinde de oldukça etkilidir. Tca solüsyonunu, sizi rahatsız eden jilet izine sürmeden önce sorunlu bölgeyi temizlemeniz ve çok iyi durulamanız gerekmektedir. Alan temiz olmalıdır ama su, solüsyona karışarak etkisini azaltmamalıdır. Cilt tiplerinin farklı olduğu unutulmamalı, hassas ciltler için peeling işlemi aralıklar bırakılarak yapılmalı, hassas cildin reaksiyonu tartılmalıdır. Herhangi bir rahatsızlıkta işlem durdurulmalıdır. Yapılacak olan Tcapeeling işleminde zaman ve aralıklar önemlidir. Yaklaşık 8 ay ya da cildin yapısına göre 10 ay sürecek yöntem, haftada belli günler mütemadiyen uygulanmalı, uygulama sonrası nemlendirici krem  veya merhemler işlem yapılan yere sürülmelidir. Sıcaktan ve bilhassa güneşten korunmak çok önemlidir. Uzun süre güneşe maruz kalma, güneşten koruyucu uygulamanın yetersiz kalması,  komplikasyona yol açabilir.Ağrı ve yanma sıklıkla hassas ciltteki bir kabuk soyma işlemi sırasında görülür. Yeniden epitelizasyon tamamlanıncaya kadar kabuğun soyulmasından 2-5 gün sonra da devam edebilir.

ÖNLEMLER

Hemen buz uygulaması ağrı ve yanma hissini azaltır. Ağrıkesiciler kullanılabilir. Hidrokortizon veya flutikazon gibi steroidler iltihabı azaltır, cildi nemlendiren yumuşatıcılar, PIH’yi önlemek için güneşten koruyucular kullanılmalıdır

SONUÇ

Peeling, hafif jilet izlerinde 3-5 gün, orta dereceli izlerde, 15-30 gün, derin izlerde, 60-90 gün içerisinde kaybolma eğilimine girer. Gözle görülür şekilde kaybolmaya başlayan jilet izlerine uygulanmaya devam eden TCA peeling sonrası, her daim nemlendirici kullanmak zaruridir.

Hyaluronik Asit Nemlendirici

Hyaluronik asit, insanlardaki vücut yapısı gereği vücutta su tutması için her gün düzenli şekilde salgılanmış olan bir proteindir. Nem tutma özelliği olduğu için, yüksek miktarlarda tutması ile bilinen doğal maddedir. İnsanlarda olduğu gibi diğer canlıların cildinde de doğal olarak yer almaktadır. Hyaluronik asit yeterli miktarda salgılanması yapılmaz ise ciltteki yaşlanma ve kırışıklıklarda artma süreci daha hızlı olacaktır. Cildinizin genç kalmasını sağladığını ve kırışıklıklardan arındırdığını buradan rahatlıkla anlayabiliriz. Birden fazla fiyat olarak pahalı konumda olan nemlendirme ve anti aging ürünlerinde yer almakta olan temel maddedir. Kullanım görmesinden sonraki süreç içerisinde cilde ferahlı hissi vermektedir. Kesinlikle yağ içermediği gibi, asit ağırlığının 500 katı olacak şekilde su tutma özelliğine sahiptir. Bundan dolayı da küçük miktarlarda kullanılmasına özen gösterilmesi gerekir. Cilt üzerinde derinlemesine olacak şekilde nemlendirme kazandırır. Ciltteki lekelere ve yaşlanmaya karşı etkili olmasını istiyorsanız, C vitamini ile birlikte kullanım yapılmasında sakınca yoktur.

Nemlendirilmek istenen bölge üzerinde mercimek tanesi boyutunda günde iki sefer olmak koşulu ile sabah ve akşam saatlerinde uygulanır. Uygulama masaj yapar gibi ovalayarak devam edilmelidir. Çocukların ulaşması güç olan yerlerde muhafaza edilmesi gereklidir. Serin ve kuru yerlerde muhafaza edilerek, uygulama sırasında göz ile temas etmemesine dikkat etmelisiniz. Bu ürünler dermatolojik şekilde gerekli olan testleri yapılmıştır.

Hyaluronik Asit İçeren Kremler

Kullanılacak cilt bakım ürünleri tercih edilmiş olduğunda dikkatli olunacak en büyük husus neleri içermiş olduğudur. Bilinçli olan her tüketici mutlaka hyaluronik asit içermekte olan kremleri tercih etmektedir. Anti aging bakım alanında sık şekilde hyaluronik asit kullanılmaktadır. Bu asit doğal şekilde insan vücudunda zaten bulunmaktadır. Yoğun şekilde nerelerde bulunduğuna bakıldığı taktirde ise gözler ve eklemler üzerinde görülüyor. Cilt bakımında kullanılan ürün, yaşlanma belirtilerinin de önüne geçmektedir. Cilde canlılık kazandırarak, yumuşatır ve kırışık görünümlerin azaltılmasına yardımcı olur.
Hyaluronik asit içermekte olan kremler güneşteki zararlı ışınlara karşı maruz kalan bölgelere karşı bakım yapmaktadır. Birden fazla hyaluronik asit içermekte olan kremlerin olduğunu görüyoruz. Ancak bu kremler gibi birde jeller piyasa içerisinde yer almaktadır. Ancak hyaluronik asit içeren jeller kremler kadar etkili olduğu söylenemez. Sizlerde kendi cildinizi koruma altına almak istiyorsanız, mutlaka jel yerine krem kullanmalısınız.

Tritone Krem

Güneşin zararlı ışıklarından kaynaklanarak oluşan lekelerin ortadan kaldırılmasında oldukça etkili olan bir kremdir. Hamilelik dönemi sonrasında ve yaşlılık süreciyle de beliren kırışıklıkları da gidermektedir. Tritone Forte Krem, yapılan dengesiz beslenme, uzun süre kullanım gören hormonsal haplar, menopoz ve yaşlanma gibi etkenlerden meydana gelen cilt problemlerinin tedavisi ve lekelerin tama anlamıyla ortadan kaldırılmasında kullanılan etkili bir kremdir. İnsan vücudu en fazla oksijene ihtiyaç duyar. İşte burada duyulan en fazla oksijeni de içermektedir. Ciltlerin yenilenmesinde, ölü derilerin tekrar işlev gören duruma getirilmesi ve kırışık derilerin tamamen yok edilmesi konusunda fazla şekilde etkilidir. Kan dolaşımının hızlandırması özelliğiyle de ciltteki elastik yapıyı onarmaktadır. Cildimiz böylelikle daha sağlıklı hale gelir. Kullanım gören cilt üzerinde şimdiye kadar herhangi bir yan etki ile karşılaşılmamıştır. Cilt üzerinde oluşan sivilcelerde de etkilidir. Doğum sonrasında oluşmuş çatlaklar ve selülitlerin giderilmesine imkan sunar.

Cilt üzerine daha fazla bir ayndık getirip, kazandırmış olduğu parlaklık ile cildiniz daha güzel bir görünüme kavuşur. Tritone Forte Krem, zararlı güneş ışınlarına karşı cildinizi koruma altına alarak güçlendirir. Cilt renginin fazla şekilde homojen ve pürüzsüz olmasını sağlar. Yüz, boyun, omuz, kollar ve ayak gibi birden fazla bölge üzerine müköz membranlara temas ettirilmemesine dikkat edilecek şekilde uygulama yapılabilir. Cilt üzerine sürülmesinden sonra parmaklardan yardım alarak hafif şekilde ovulması ile cilde yedirilme işlemi yapılır. Böylelikle cildiniz güneş ışınlarına karşı koruma altına alınmış olur. Uygulanırken cilt tipine de dikkat edilmesi gerekir. Bu durum göz önünde bulundurularak sabah ve akşam olmak koşulu ile günde 2 ya da 3 defa uygulanabilir. Çocuklar tarafından ulaşılması güç olan bölgelerde oda sıcaklığında saklanması gerekir.

Yağlı Cilt Bakımı

Yağlı cilt sahibi kişilerin mutlaka cilt tipine uygun bir bakım uygulaması yapması gerekir. Yanlış kullanılan cilt bakım ürünleri sizi daha güzelleştirmek yerine daha da geriye götürebilir. Zira her bakım ürünü her ciltte aynı etkiyi göstermemektedir. Yağlı cilde sahip kişilerde genellikle gözle görülebilecek büyüklükte gözenekler, sırt ve göğüs bölgelerinde sivilceler, yüz bölgesinde siyah nokta görülmektedir. Ayrıca yüzde sürekli yağdan kaynaklanan bir parlama meydana gelmektedir.

Yağlı Cilt Avantajları

  • Yüzdeki kırışıklıkların ve ince çizgilerin gizlenmesine yardımcı olur.
  • Bronzlaşma süresi diğer cilt tiplerine göre daha kısadır.
  • Diğer ciltlere göre daha ucuz bir cilt bakım rutini
  • Cilde doğal bir tazelik ve parlaklık görüntüsü verir.
  • Dış etkenlere daha dayanıklıdır.
  • Yılların geçmesiyle birlikte ciltteki nem oranı ve yumuşaklık yeteri derecede kalır.

Yağlı Cildin Dezavantajları

  • Yüzdeki parlaklığın avantaj olmasıyla birlikte aşırı parlaklık da bir dezavantajdır.
  • Sivilce oranı en yüksek cilt tipidir.
  • Geceleri uyumadan önce mutlaka bakım gerektiren bir cilt tipidir.

Yağlı Cilde Uygulanan Bakım

  • Yüzünüzü her gün ılık su ve yüz temizleyicisiyle yıkamanız gerekir. Yüzünüzü günde birkaç kez yıkamanız cildinize daha da zarar verebilir. Bunu günde bir ya da iki kez yapmanız yeterli olacaktır.
  • Yüzünüzü kuruladıktan sonra tonik ile yüzünüzü temizleyebilirsiniz.
  • Haftada 2 kez cilt tipinize uygun ürünlerle peeling yapın.
  • Her zaman cilt tipinize uygun ürünler kullanmaya devam edin. Cildinizin nem dengesini korumak amacıyla günlük düzenli olarak nemlendirici kullanın.
  • Haftada bir kez cilt maskesi kullanın.
  • Gece yatmadan önce mutlaka yüzünüzdeki makyajı temizleyin ve günlük cilt bakımı yapın.

Yağlı Ciltler İçin Beslenme Kuralları

Yağlı cilde sahip kişilerin tüketmemesi gereken besinler;

  • Şeker ve tuz tüketimini azaltmalı
  • Çikolata, bisküvi gibi abur cuburlardan kaçınmalı
  • Turşu ve zeytinde bulunan tuz oranından dolayı tüketiminin sınırlandırılması gerekir.
  • Tüketilen gıdalardaki yağ miktarının az olmasına dikkat edilmelidir.
  • Alkol kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Kola, soğuk çay, gazoz gibi şekerli içeceklerden uzak durulmalı.
  • Patates, un, mayonez tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Yağlı cilde sahip kişilerin tüketmesi gereken besinler;

  • Özellikle su tüketimine çok dikkat edilmeli ve bol miktarda su tüketilmelidir.
  • Maydanoz, ıspanak, roka gibi yeşil yapraklı sebzeler tüketilmelidir.
  • Havuç, kayısı, bal kabağı gibi A vitamini içeren besimler bolca tüketilmelidir.
  • Beslenmede proteine ağırlık verilmelidir. Yağ tüketiminde zeytinyağı tercih
  • Sebze ve meyvelerin bol miktarda tüketilmesi gerekir.
  • Siyah çay yanı sıra yeşil çay ve ada çayı da tüketilmelidir.

Şifalı Bitki Zerdeçal

Doğanın bize sunduğu bitkiler mucize şekilde şifa dağıtıyor. Zerdeçal zencefilgiller familyasına ait bir bitkidir. Sarı çiçekli büyük yapraklı çok yıllık otsu bir bitkidir. Asıl adı Hint safranı olarak da biliniyor. Ana vatanı güney asyadır.  Diğer isimleri zerde çöp, safran kökü, sarı boya, zerde çav olarak da geçmektedir. Tadı köri ve safrana benzeyen zerdeçal ilk çağlardan buyana hem baharat olarak aynı zamanda sağlığımıza faydalı şifalı bir bitki olarak kullanılmıştır. Doğuda uzun yıllardır hastalık tedavilerinde kullanılan bu baharat, çoğunlukla Hindistan ve uzak doğuda yetiştirip yaygınlaşan bir baharat olduğu için Hint ve uzak doğu mutfağında karşımıza çıkmaktadır. Mutfakta daha çok toz halinde kullanılan zerdeçal bitki hali de zencefile benzemektedir. İçeriğinde demir, potasyum, B6, D, A, B12, magnezyum vb. gibi değerli vitamin ve mineralleri içinde barındırmaktadır.

Tabi zerdeçalın asıl etkili maddesi curcumindir. Aktif maddesidir, güçlü miktarda A ve C vitamini bulundurmaktadır zerdeçalı bu kadar güçlü kılanda curcumin maddesidir. Curcumin doğada bulunan iyileştirici ve yatıştırıcı bir maddedir zerdeçaldaki curcumin maddesi onun kullanılabilirliğini kolaylaştırmaktadır. Demir ve magnezyum açısında oldukça zengindir. Curcumin uyku düzenleyen, serotonin salgılanmasına yardımcı olan B6 vitamini, diyet lif, bakır ve potasyum açısından da oldukça yararlı bir bitkidir. Her bitki gibi zerdeçalı da kullanırken dozunu ayarlamanız ve doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

ZERDEÇALIN FAYDALARI

  • Zerdeçal da en dikkat çeken faydalardan bir tanesi de antienflumatuar ve antioksidan etkisi olmasıdır. Kronik iltihaplanmanın birçok hastalığın başı olarak bilinmektedir zerdeçal bu iltihaplanmaları engelleyici özelliğe sahiptir. Etkisi o kadar güçlüdür ki birçok iltihap önleyici ilaçlar kadar etkilidir.
  • Mevsim geçişlerinde özellikle zerdeçal kullanımını arttırabilirsiniz. Zerdeçal serbest radikallere karşı hücreleri koruyucu olduğu için bağışıklığımızı güçlendirerek fayda sağlar.
  • Zerdeçalın metabolizmayı hızlandırıcı özelliği vardır. İçeriğinde bulunan curcumin maddesinin yağ yakıcı faydası vardır. Aynı zamanda sindirim ve hazım problemi çeken insanlar için çok faydalıdır. Sindirime yardımcı olarak kullanılır.
  • Detoks etkisi vardır karaciğer detoksu olarak kullanılır.
  • Karın ağrısını hafifletmeye yardımcıdır.
  • İltihap önleyici ve iyileştirici özelliğe sahiptir.
  • Sindirim kolaylaştıran özelliği ile gaz ve idrar sökücüdür.
  • Yemekle kullanıldığında kan şekerini düzenleyici etkisi vardır.
  • Karın şişkinliğini azaltıp ödem atmaya faydası vardır.
  • Tüberküloz hastalığının üzerinde olumlu faydaları vardır.
  • Kolesterol önleme amacıyla kullanılabilir.
  • Alzheimer ve depresyon hastalıkları üzerinden olukça faydalı ve önleyicidir.
  • İçeriğinde bulunan mutluluk hormonu olan serotonin hormonu salgılatan B6 bulunması nedeniyle depresyon tedavisinde kullanılır.
  • Kanser hücrelerine neden olan serbest radikallerin oluşma etkisini engelleyici özelliğe sahiptir. Bu nedenle kanser hastalarının bu süreçte zerdeçal kullanılması öneriliyor. Yapılacak araştırmalarda kanser hücrelerinin oluşumunu engelleyebilen faydası vardır.

Zerdeçal Yan Etkileri

  • Zerdeçal fazla kullanılmadığı takdirde sağlıklı bir besindir. Tabi her kullanan insanda farklı yan etkilere sebep olabiliyor. Aşırı ve yanlış kullanımda birçok etkiye neden olabilir.
  • Fazla kullanımda kalp çarpıntısına neden olabilir.
  • Aynı zamanda baharatlara karşı duyarlı insanlarda midede kramp ve gaza sebep olabilir.
  • Kanama bozukluğu olan hastaların dikkat emesi gerekir. Kan incelten bir özelliğe sahip olduğu için ameliyat olacak ya da olmuş hastaların bir süre kullanmayı bırakmanız gerekmektedir.
  • Karaciğer hastalarının dikkatli kullanması gerekmektedir. Diyabet hastalarının kullanması önerilir ancak doğru dozda ve doktor kontrolünde kullanmalıdırlar.
  • Çok fazla kullanılması kan hücrelerine zarar verebilir.
  • Warfarin ve aspirin kullanan hastaların kullanması önerilmez.

HAZIRLANIŞI

Zerdeçal çayı gayet basit hazırlanabilen bir çaydır. 1 çay kaşığı zerdeçal, 4 su bardağı su karıştırarak 15 dakika kaynamaya bırakınız. Daha sonra süzerek içmeye hazır hale getirebilirsiniz, tatlandırmak için bal ve ya limon kullanabilirsiniz.

İyileştiren Şifa Zencefil

Zencefil çok eski zamanlardan bu ya da kullanılmaktadır. Ve bitkisel ilaç olarak kullanılıyor. Zencefilin doğduğu topraklar Güneydoğu Asya bölgeleridir. Daha sonra Asya ve tropikal bölgelere doğru yayılmıştır. Zencefil bir metre boyuna kadar uzayabilen yaş ve kuru tüketilebilen çok yararlı bir bitkidir. Zencefil yemeklerde kullanıldığı gibi Asya bölgesinde turşu olarak da kullanılıyor. İçeriğinde yüksek derecede uçucu yağlar bulunduran zencefil vitamin ve mineral bakımından da oldukça zengin.

Zencefil tadını phenylpropanoid denilen maddeden alır. İçeriğinin %3 uçucu yağlardan oluşuyor bunun dışında B3, B6,  demir, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, magnezyum minerallerini içermektedir. Aynı zamanda leysin, treonin, triptofan, valin, fenilalanin gibi amino asitler içermektedir.

ZENCEFİL YARARLARI

  • İlaç alanının yanı sıra hastalıklar da büyük önemi var alternatif tıp alanında da kullanılmaktadır.
  • Kan sirkülasyonunu sağlar içeriğinde bulunan krom magnezyum çinko kan akışını hızlandırır ve aşırı terleme ve sıcaklığı düşürür. Vücut sıcaklığını dengeler.
  • Mide rahatsızlıklarına büyük faydası vardır zencefilin aynı zamanda mide bulantısını önleyicidir. Mide ve pankreas enzimleri emiciliği olduğundan vücutta emilimi arttırır ve rahatlatır.
  • Zencefilin geldiği yer Asya da eski zamanlarda bu yana soğuk algınlığı ve grip için doğal tedavi yöntemi olarak kullanılır. Araştırmalara göre düzenli kullanılan zencefil grip ve soğuk algınlığına iyi geliyor.
  • Hazımsızlıklara iyi gelen zencefil gıda emilimini arttırıp hazmı kolaylaştırır ve mide ağrıların iyi gelir. Zencefilin inflamasyon düşürücü özelliği vardır.
  • Kolon kanserine iyi gelen zencefilin yapılan araştırmalara göre kanser hücrelerinin büyümesini engelleyerek tedavi ediyor.
  • Zencefilin içeriğinde bulunan antienflamatuvar maddeler sayesinde çok etkili bir ağrı kesicidir. Aynı zamanda ağrı ve iltihabı azaltır.

 

  • Sürekli öksürüyorsanız mutlaka zencefili tüketmelisiniz çünkü zencefil solunum yolu hastalıklarını tedavi eder. İçeriğinde bulunan maddeler ciğerlerdeki damarların genişlemesini sağlıyor mukuslara etki eder ve rahat nefes alıp vermemizi kolaylaştırıyor. Ve doğal bir balgam sökücüdür, balgamların gevşemesine ve atılmasına yardımcı olur.
  • Kadın hastalıklarında yararlı olan zencefilin yumurtalık kanseri tedavisine destek olur. Kullanılan toz zencefil yumurtalık hücrelerini öldüren kanserli hücrelerin ölmesine sebep olur.
  • İyi bir bağışıklık sistemi koruyucusudur. Zencefilin düzenli olarak kullanıldığında arterlerde meydana gelen yağlanmaları engeller ve oluşabilecek felç riskini azaltır.
  • Kandaki yağ miktarını düşürerek damarları korur.

Zencefil Yan Etkileri

  • Zencefilin yararları olan bir bitki diyebilir, genel olarak bir zararının olduğu söylenemez. Fakat bazı durumlarda azaltılması veya bırakılması istenebilir.
  • Bazı kullanılan ilaçların içeriğinde bulunan maddelerle etkileşime geçerek yan etki oluşturabilir. Böyle bir şey de kesinlikte doktorunuza başvurmanız gerekir.
  • Devamlı kullandığınız ilaçlarınız varsa zencefili kullanmadan önce doktorunuza danışın.
  • Kanama bozukluğu gibi bir hastalığınız varsa aynı zamanda aspirin ve warfarin gibi ilaçlar kullanıyorsanız kesinlikle zencefil kullanmamalısınız.
  • Nadir olarak görülse de bazı yan etkileri vardır. Mide yanması, ağız tahrişi, ishal vb. gibi

HAZIRLANIŞI

İki diş zencefili 20 dakika 2 bardak suda kaynatıp içebilirsiniz. Daha iyi ve yararlı olabilmesi için sabahları aç karna içilebilir aynı zamanda günde 3 defa yemeklerden önce de içilebilir.

Kuru Saç İçin Tavsiyeler

Parlak saçlara kavuşmak düşündüğünüzden de kolay.Kuru saç sadece cansız ve sağlıksız görünmeyle sınırlı değil. Saç dökülmesi, kepek oluşumuda çoğu zaman saçın kuruluğundan kaynaklıdır. Bu yüzden kuru saçlara sahipseniz bir an önce tedaviye başlamalısınız.

Saçlarınızın sürekli yıkanması, kireçli sulara maruz kalma, saçlarının sık sık boyanması, kullanımından vazgeçilmeyen bakım ürünlerinin sıkla kullanılması, çeşitli hastalıklar ve yetersiz beslenme zamanla saçlarınızın uçlarının kuruyup saç yapınızın bozulmasına sebep olur. Kuru saçlardan nasıl mı kurtulursunuz?

 Kuru Saç Ve Kurtulma Yöntemleri

Zeytinyağı:Zeytinyağı her zaman popüler bir çözüm ürünü olup kuru saçlar ve kuru saç uçları içinde çok önemli bir çözüm kaynağıdır.

Zeytinyağı E Vitamini ve antioksidan içerdiği için saç uçlarını etkin bir şekilde nemlendirir ve yıpranmış saçları onarır. Bu yağ saçtaki kurumayı önlemenin yanı sıra saçları güçlendirir, saçlara parlaklık etkisi verir.

Saçlarınızın uzunluğu ve gürlüğüne oranla bir cezveye zeytinyağını ekleyin ve ısıtın. Isınmış olan zeytinyağını 4-5 dakika bekletin ardından saç uçlarından saç dibine kadar yayın masajla yağı saçınıza yedirin. Sonrası bir strec filmiyle saçlarınızı en az yarım saat veya 1 gece başınızda bekletin. Bu yöntemi haftada en az 1 kez uygulayabilirsiniz. Uyguladıktan sonra kesinlikle saçınızı şampuanla iyice yıkayıp durulayın ve saçınızdaki nemliliği 2-3 kullanımdan sonra fark edeceksiniz.

NOT: Zeytinyağı yoksa badem yağı, hint yağı, mısır yağı veya katı hindistan cevizi yağıda kullanabilirsiniz.

Mayonez:Kuru saçlara ve saç uçlarını tedavi edebilmek için bir başka yöntemde mayonezdir. Bol miktarda protein içerdiği için saçınıza parlaklık ve uçlarındaki kırık ve saçtaki kuruluğa çözüm bulmanızda yardımcı olur. Saç çok ıslak olmayacak şekilde biraz su değdirin ve ardından mayonezi saç derinizden saç ucunuza kadar masajla uygulayın. Saç bonesi veya streç filmiyle saçınızı sarın ve 1 saat başınızda bekletin. Ardından ılık suyla durulayın ve şampuanla yıkayın haftada 2-3 kez tekrarlanabilir.

Yumurta:

Kuru ve yıpranmış saçları onarmak için protein ve lesitin açısından iyi bir kaynaktır. Yumurta saçlarınıza canlılık katar, güçlenip ve onarılmasına yol açar. 1 yumurta akını 2 yemek kaşığı ılık su ile karıştırın ve saç diplerinize uygulayın 15 dakika beklettikten sonra soğuk su ile durulayıp şampuanla yıkayın. Saçınızın kuruluk derecesine göre haftada bir kaç kes deneye bilirsiniz. Yumurta ile yapılabilecek bir başka yöntem ise 3 yumurtayı kırın üzerine 2 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 yemek kaşığı balı ekleyin. Saçınızın seyrek veya gür olmasına bağlı olarak malzemeleri daha az veya daha çok kullanabilirsiniz. Bu malzemeleri iyice karıştırdıktan sonra saçınızı hafif ıslatın malzemeyi saçınıza ve saç diplerinize uygulayın. Bir streç filmiyle veya boneyle iyice sarın ve 30-40 dakika bekletin. Ilık suyla iyice durulayın ve ardından şampuanla yıkayın saçlarınıza nemlilik ve canlılık katmak için haftada en az 1 kere uygulayabilirsiniz.

Muz:

En etkili maddelerden bir tanesi olan muz, yıpranmış ve kuru saçlar için kullanılabilir. Yüksek oranda potasyum içeren ve nemlilik özelliği kazandıran bir faktördür. Saçların kırılmasını önler, saçların yumuşamasına yardımcı olur ve saçların elastik yapısını artırır. Saçlarınızın uzunluğu ve gürlüğüne göre ayarlayın ve bir robot veya blender yardımıyla su kıvamına getirin. Saç diplerinizden saç uçlarınıza kadar uygulamaya başlayın, 1 saat bekletin, ardından ılık suyla durulayın. Etkili sonuçlar almak istiyorsanız haftada en az 2 kere uygulanmalı. Muzla ilgili yapılabilecek 2. bir yöntem ise, su gibi kıvama gelmiş muzun içine 1 yemek kaşığı badem yağı, 1 yemek kaşığı bal katıp iyice karıştırın. Saç diplerinize masaj şeklinde uygulayıp 25-30 dakika bekletin ardından ılık su ile yıkayın. Haftada 1-2 kez yapılabilir.

Avokado:

Yağlı saç bakımı için kullanılan besinlerden biride avokadodur. Doymuş yağ, A,E Vitamini, protein ve çeşitli mineral içeriğiyle kuru ve yıpranmış saçlara nemlilik ve parlaklık katmada son derece etkili bir kaynaktır. Özellikle saçları eski nemine kavuşturmada büyük rol oynar. 1 tane avokadoyu blenderden geçirip sıvı hale getirin. İçine 1 yemek kaşığı buğday tohumu yağı ve mısır yağını katıp iyice karıştırın. Tüm saça yayın ve saç diplerinize kadar uygulayın. 30-40 dakika bekletin ve ardından ılık suyla durulayın. İyi sonuçlar almak için haftada en az 1-2 kez uygulayın.

Güneş Sonrası Cilt Bakımı

Özellikle yaz aylarında güneş nedeniyle ciltte lekelenme ve yaşlanma belirtileri görülmektedir. Özellikle cilt yaşlanmasının en önemli nedenlerinden biri güneştir. Güneş ışığı kişilerde ilk olarak deri kalınlaşmasına yol açar. Leke tedavisinin en önemli adımı güneş koruyucularıdır. Kapalı ortamlarda dahi olsanız güneş kremi kullanmanız gerekmektedir. Ayrıca leke tedavisinde peeling ve renk açıcı kremler de kullanılmaktadır. Yaz aylarında genellikle bronzlaşmak için sık sık güneşlenmeniz gerekir. Fakat güneş ışınlarının cildinize zarar vermesine izin vermeyin. Yaz aylarında cilt daha çok bakıma ihtiyaç duyar. Özellikle yağlı ciltlerde gözeneklerin tıkanmasına ve sivilce oluşumuna neden olmaktadır.Güneşlenme sonrası yapmanız gerekenler;

  • Güneşlenme sonrası duş almayı ihmal etmeyin. Güneş losyonunu kullandıktan sonra cildiniz losyonu iyice emdikten sonra duşunuzu alın. Sıcak su ile duş almanız cilt gözeneklerinizin daha iyi temizlenmesini ve cildinizin hava almasını sağlar.
  • Bronzlaşma ya da güneşlenme sonrası cildinizi yenileyin. Cildinize bol miktarda nemlendirici sürerek ve bol sıvı tüketerek cildinizin nem ve sıvı dengesini koruyun. Bol su içerek cildinizi daha sağlıklı ve genç bir görünüme kavuşturabilirsiniz.
  • Güneşlenme sonrası yeniden güneşlenmek için 1 gün beklemeniz gerekmektedir. Cildin güneş sonrası kendisini toparlamak için zamana ihtiyacı vardır.

Güneş Lekeleri

Güneşten gelen ultraviyole ışınları ciltte lekelere neden olmaktadır. Bu lekeler;

Çiller: çoğunlukla yüz bölgesinde görülen küçük kahverengi lekelerdir. Kış aylarında azalırlar.

Parfüm Lekesi: güneş ışınları, parfüm, kolonya gibi kozmetik ürünlerin deriye temas etmesiyle kahverengi lekeler oluşmasına neden olur. En az 30 faktörlü güneş koruyucu kullanarak bu lekelerden kurtulabilirsiniz.

Lentigolar: güneşin temas ettiği yerlerde görülen ve kış aylarında geçmeyen kahverengi lekelerdir. Buna aynı zamanda karaciğer lekeleri de denilmektedir. Özellikle açık tenlilerde, sarışınlarda ve orta yaş üstündekilerde görülmektedir.

Bitki Lekeleri: bazı bitkilerin deriye temas ettiği yerlerin güneş görmesiyle birlikte egzama sonucu oluşan kahverengi lekelerdir. Bu lekelere çoğunlukla incir ve çimen neden olmaktadır.

Açık Renkli Lekeler: birkaç milimetre çapında kol ve bacakların alt kısımlarında görülen yuvarlak ve açık çaplı lekelerdir.

Melazma: ışık duyarlılığı olan kişilerin yüzünde oluşan koyu renkli lekelerdir. Leke tedavisinde bazı soldurucu kimyasal maddeler kullanılmaktadır.

Güneş Koruyucunun Taşıması Gereken Özellikler

Güneş kremlerinin üzerinde yazan SPF değerleri ideal miktarda elde edilecek değerdir. Güneş koruyucu üzerinde yer alan SPF değerini elde etmek için güneş kreminden en az yarım tatlı kaşığı yüze sürülmelidir. Güneş kremi ve losyonlarının bolca sürülmesi önerilir. Güneş koruyucunun renksiz ve kokusuz olması tercih edilmelidir. Suya ve terlemeye karşı dayanıklı olmalıdır. UVB ve UVA’ya karşı koruyucu olması gerekmektedir. Tahriş edici özelliklere sahip olmaması gerekiyor. Güneş koruyucuları güneşe çıkılmadan yarım saat önce sürülmeli. Daha sonra 4 saatte bir tekrar sürülmesi gerekmektedir. Ayrıca deri tipinize uygun koruyucu seçmeye özen gösterin.