Psikomotor Gelişim ve Uyum

Öğrencinin psikomotor gelişimi onun tüm gelişiminin önemli bir yönüdür. Öğrencinin vücut organlarının birlikte koordinasyon içinde çalışması, yeterli kuvvete, reaksiyon hızına, hareket yapma hızına, dengeye, esnekliğe ve dikkate sahip olması onun iyi bir uyum sağlamasına yardım eder. Öğrencinin çevresini tanımasında, merakını doyurmasında psikomotor etkinliklerinin büyük bir önemi vardır.

Öğrencinin psikomotor etkinliklerde başarılı olması onun arkadaşları tarafından beğenilmesini sağlar. Psikomotor gelişimde arkadaşlarından geride kalan öğrenciler, etkinliklere katılmaya isteksizlik gösterirler. Psikomotor etkinliklere katılmayan öğrenciler gerekli alıştırmalardan yoksun kaldıkları için de yaşlarından beklenen becerileri yapmada geri kalırlar. Psikomotor etkinliklere katılmayan çocuklarda, telafi yolu bulunmamışsa aşağılık duygusunun geliştiği ve uyumsuzluk halleri görülür.

Psikomotor etkinliklere katılmada isteksizlik gösteren öğrencilerde gerekli cesareti, ilgiyi yaratmak gerektir. Sporlardaki başarı kendine güvenemeyen öğrencilerde güvenlik duygusunun geliştirilmesi için öğrenciye fırsatlar verir.

Oyunun Önemi

Okul çağına kadar çocuklar hemen bütün psikomotor becerilerini oyun içinde kazanmışlardır. Oyun, okul öncesi çocuğunun vazgeçilmez bir uğraşısıdır. Okul çağında, özellikle ilkokulda, pek çok psikomotor beceriler oyun içinde öğrenilir. Okulda oyun, çocuğun hem psikomotor gelişimi hem de diğer gelişimleri için çok yararlı bir araçtır. Genel olarak oyunun dört görevi vardır:

Birincisi, öğrenciler devamlı etkinlik içinde olma ihtiyacındadır. Sınıf içinde boşaltamadıkları enerjilerini oyunla boşaltırlar. Öğrencilerin maksatsız olarak koşmaları, itişip kakışmaları daha çok aktif olma, enerji sarf etme ihtiyaçlarından doğar.

İkincisi, öğrenciler oyunla birçok beceriler öğrenirler. Bu tip oyunlar daha iyi organize edilmiş, belli beceriler isteyen ve kuralları olan oyunlardır. Birçok okul etkinlikleri, sporlar bu tip oyunların içine girer. Sınıfta bir becerinin öğrenilmesi bu tip oyunlarla daha kolaylaşır. Öğretmenler derslerinde bu tip oyunlara oldukça geniş yer verirler, ilkokul dersleri oyunlara daha çok elverişlidir. Yüksek sınıflara doğru sınıf etkinliklerinin oyun yoluyla öğrenilmesi daha azalır. Fakat lisede bile birçok beceriler oyun yoluyla öğrenilebilir.

Üçüncüsü, bazı oyunlar belli bazı rolleri oynamak için yapılan oyunlardır. Küçük çocukların oyunlarda kendilerini ana, baba veya birisi yerine koyarak onlara benzemeye çalıştıkları veya onların rollerini oynadıkları görülür. Okul çağında bunların yerini okul temsilleri alır.

Dördüncüsü, bazı oyunlar duygusal gerilimleri gidermek için yapılan tedavi oyunlarıdır. Bu tip oyunlar öğrencilerin gerilimlerden kurtulmasına yardım eden önemli araçlardır.

Birçok anne babalarda ve öğretmenlerde öğrencilerin oyun oynamalarına karşı olumsuz bir tutum görülür. Bunlara göre oyun, dersleri engelleyen ve öğrencileri işe yaramaz, haylaz yapan bir yoldur. Oysa oyunun önemi yukarıda görüldüğü gibi çok büyüktür. Oyun bir öğrenme aracı olarak kullanıldığı zaman öğrenme daha yüksek olabilmektedir. Diğer yandan oyunun sosyal gelişim ve becerilerin gelişimi yönünden önemi de açıktır.

Ancak oyunların bir gün içinde aşırı derecede çok zaman alması; oyun dışındaki işlerin aksaması; aşırı yorgunluk gibi hususlar tehlikeli eğilimlerdir. Öğrencinin okul dışındaki zamanlarının tamamını oyuna vermeleri derslerini ve diğer işlerini aksatır. Öğrencinin boş zamanının ne kadarını oyuna, ne kadarını çalışmalarına verebileceğini, ona rehberlik yaparak göstermek, onda işlerine karşı sorumluluk duygusunun gelişmesine yardım etmek gerektir. Yoksa evine gömülüp dışarıyı pencereden izleyen öğrenci, bütün boş zamanını oyunla geçiren öğrenciden daha tehlikeli eğilimler gösterebilir.

Beden Eğitiminin Önemi

Okuldaki beden eğitimi dersleri çocukların psikomotor gelişimlerini gerçekleştirmeleri yönünden çok büyük bir öneme sahiptir. Oyunun önemini açıklayan yukarıdaki konumuzdaki bütün yararlar beden eğitimi dersinden sağlanabilir.

Beden eğitimi dersi bir anlatım dersidir. Öğrencinin kendisini beden hareketleri ile anlatımına dayanmadığı zaman bu ders sıkıcı ve kuru olmaktadır. Modern beden eğitimi, bir duyguyu, bir arzuyu hareketle anlatacak şekilde meydana getirilen figürlere önem vermektedir. Bu yüzden rol oynama, taklit, oyun ve müzik modern beden eğitiminde daha çok, buna karşılık klasik beden hareketlerinde daha az yer almaktadır.

Okul ve Psikomotor Gelişim

Yukarıda incelediğimiz gibi okul yaşına gelen çocuk vücudunu kontrol etmede ve çevresinden gelen uyarıcıları duymada oldukça yüksek bir olgunluğa ulaşmıştır. Bundan sonra, okulun öğrenciye sunacağı öğrenim yaşantıları onun, daha yüksek bir gelişim seviyesine ulaşmasına yardım edecektir. Öğrenci hem vücut büyümesi ile hem de öğrenmesi ile psikomotor davranışlarında gittikçe gelişecektir.

Psikomotor etkinliklerde önemle rol oynayan belli başlı bazı öğeler vardır. Bunlar:

1) Vücudun organları arasında iyi bir koordinasyonun gelişmesi,

2) Psikomotor etkinlikler için gerekli kuvvetin olması,

3) Etkilere karşı belli bir süre içinde reaksiyon gösterebilme,

4) Psikomotor etkinliğin gerektirdiği dikkati sarf edebilme,

5) Belli bir hızda hareketleri yapabilme,

6) Etkinlikler için gerekli dengeyi sağlayabilme,

7) Vücudun harekete elverişli şekilde esnek olmasıdır. Bu öğelerin yanı sıra psikomotor etkinlikler için öğrencide yeter ilginin olması, öğrencinin kendine güvenmesi, cesaretli olma, insiyatif sahibi olması, vücut yapısının etkinliklere elverişli olması gereklidir. Bu öğeleri kısaca gözden geçirelim:

Koordinasyon: Psikomotor etkinliği gerektiren bütün işlerde vücudun bir kaç organı, birlikte, bir koordinasyon içinde çalışmak zorundadır. Okumada, yazmada, resim yapmada, bir müzik aracı kullanmada olduğu kadar, bir oyunda, bir spor dalında gözün, kolların, ellerin, bacakların ve ilgili bütün diğer vücut organlarının birlikte çalışması gerekir.

Vücut organları arasındaki koordinasyonun gelişimi vücudun olgunluğuna ve alıştırmalara bağlıdır. Vücudun olgunluğu arttıkça ve etkinlikle ilgili alıştırmalar çoğaldıkça organlar arasındaki koordinasyon da artmaktadır.

İlkokul çağındaki öğrencilerin organları arasındaki koordinasyon oldukça gelişmiştir. Ancak erinlik çağındaki hızlı büyüme sırasında koordinasyonun oldukça bozulduğu görülür. Hızlı bir gelişim içinde bulunan erinlik ve ergenlik çağının çocuğu büyüyen el ve bacaklarını kullanmada beceriksizlik gösterir. Erinlik çağında, yavaş büyüyen öğrenciler, hızlı büyüyen öğrencilere oranla daha az beceriksizlik gösterirler.

Ergenlik çağında organlar arasındaki koordinasyon yeniden düzelmeye başlar. Ergen vücudu üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmaya başlar.

Kuvvet:

Her psikomotor etkinlik belli bir kuvvete ihtiyaç gösterir. Kuvvetin artması kemiklerin, kasların büyümesi ve vücudun olgunlaşmasına dayanır. İlkokul öğrencisi okulun istediği birçok işleri yapabilecek kuvvete sahiptir. Ancak öğrencilerin sahip oldukları kuvvet arasında büyük bireysel farklılıklar görülür. Bazı öğrenciler yeter kuvvete sahip olmadıkları için zor görevlerin yapılmasında başarısız olurlar.

Erinlik çağındaki hızlı büyümenin kuvvete de etkisi görülür. Erinlik çağının çocukları daha çabuk yorulurlar, bu yüzden kuvvetsiz gibi görünürler. Boy sürmesindeki hız, kasların gelişimini azalttığı için boyuna göre ergenin kuvvetsiz olduğu görülür. Ergenlik çağının sonuna doğru gençlerin kuvveti en üstün seviyelerine erişir.

Reaksiyon:

Organizmaya dışardan yapılan bir etkiye veya bir uyarıcıya karşı organizmanın tepki yapma hızına reaksiyon hızı diyoruz. Birçok etkinliklerde reaksiyon hızının belli bir süre içinde olması gerekir. Üstümüze doğru gelen bir araçtan zamanında sakınamadığımız zaman canımız tehlikeye düşer. Hemen bütün etkinliklerde reaksiyonu gerektiren durumlar vardır.

Reaksiyon hızı duyum ve algılama ile yakından ilgilidir. Dolayısıyla zihinsel gelişim reaksiyon hızında büyük rol oynar. Bir durumu algılamak, yorumlamak ve gerekli tepkiyi göstermek öğrencinin zihinsel gücü ile ilgilidir.

Öğrencilerin reaksiyon hızında ayrıca alıştırmaların da rolü vardır. İlkokul çağından itibaren çocuğun reaksiyon hızında, hızlı bir gelişme olur. 20 yaşlarına doğru reaksiyon hızı en üst seviyesine ulaşır.

Dikkat:

insanı etkileyen çevre varlıklarının durumuna ve insanın kendi yaptığı etkinliklere dikkatini çevirmesi, bunlara gerekli dikkati sarf edebilmesi psikomotor etkinliklerin önemli bir öğesidir. Bir böceğin hareketlerini belli bir süre gözlemek, bir filmi seyretmek, bir ders için gereken deneyi veya uçan bir topun kendisine doğru gelişini izlemek gibi pek çok durumlar dikkati gerektirir.

İlkokul çağının başlarında öğrencilerin, çok ilginç bulduğu konuları, kendilerinin pasif kalmaları halinde ancak 20 dakika kadar izleyebildikleri görülmektedir. Kendilerinin katıldığı bir oyun veya ders etkinliğinde ise çocukların dikkatleri biraz daha uzun sürmektedir. Dikkatin süresi öğrencilerin gelişmeleri ile artmaktadır. Ergenlik çağında öğrenciler üginç konuları 40-50 dakika kadar izleyebilmektedirler.

Hız:

Her psikomotor etkinliğin belli bir zaman içinde yapılması gerekir. Yazmada, okumada olduğu kadar, derslerle ilgili becerileri, deneyleri, gözlemleri yapmada, koşmada, atlamada ve bütün etkinliklerde belli

bir sürede gereken hareketlerin yapılması gerekir. Hızlılık öğrencinin gelişimi ile orantılı olarak artmaktadır. Öğrencinin zihinsel gelişimi ile fiziksel gelişimi, özellikle kuvveti psikomotor davranışlardaki hızına etkide bulunur.

Ellere, kollara ve bacaklara dayanan psikomotor etkinliklerin hızı hem kasların gelişimi ile hem de alıştırmalarla artmaktadır. Ergenlik çağının sonlarına doğru öğrencinin etkinliklerdeki hızı en yüksek seviyeye ulaşmaktadır.

Denge:

Birçok psikomotor etkinliklerde vücudun dengeli bir şekilde durması gerekir. Bisikleti sürme, bir dar duvarın veya kalasın üzerinden yürüme, tek ayak üzerinde durma gibi hareketler vücudun bir süre dengesini korumasını gerektirir. Birçok sınıf içi etkinliklerde ve spor kollarında da vücudun dengesi önemlidir.

İlkokuldaki öğrencilerin vücut dengeleri oldukça gelişmiştir. İlkokul öğrencileri bisiklete binmede, ağaca tırmanmada, kalas üzerinde yürümede oldukça beceriklidirler.

Esneklik:

Bazı psikomotor etkinlikler vücudun yeter derecede esnek olmasını gerektirir. Güreş, atletizm oyunları ve daha birçok spor kollarında olduğu gibi bale, millî oyunlar ve dersler için gerekli etkinlikler belin, kolların, bacakların belli ölçüde esnemesini gerektirir.

Vücudun esnekliği küçük yaşlarda daha fazladır. Kemikler ve kaslar geliştikçe esneklik azalmaya başlar, ilkokul öğrencileri birçok beden hareketlerini yaparken orta veya lise öğrencilerinden daha esnektirler. Beden eğitimi, vücudun esnekliğini korumasına yardım eder.

Çocuklarda Duyuların Gelişimi

Duyular insanın dünyaya açılan pencereleridir. Duyular olmasaydı insanın psikomotor ve zihinsel davranışları da olmazdı. Öğrenmedeki önemi bakımından görme, işitme, dokunma, tatma, koklama ve devinduyumun gelişmesini kısaca inceleyeceğiz.

Görme Duyumunun Gelişimi

Görme duyumu organizmayı çevreleyen ışığın yardımı ile, eşyaların biçimini, hacmini, renklerini, derinliği ve mekandaki uzaklığı duymamızı ve algılanmamızı sağlar.

Çocuk doğduğunda, eşyaları net olarak göremez, fakat kuvvetli ışığı duyabilir. Çünkü ışığı duymaya yarayan gözün sarı tabakasındaki çubukçuk hücreler, doğumda ışığı alabilecek olgunluğa ulaşmıştır. Daha sonra sarı tabakada bulunan okçuk hücreler de gelişerek çocuğun rengi ve eşyaların biçimini tanımasına yardım eder. Çocuğun bazı renkleri (gri, sarı, mavi gibi) tanıması üçüncü veya dördüncü aylarında başlar. Göz koordinasyonu doğumdan sonra bir kaç ay içinde gelişmeye başlar, sekizinci ve dokuzuncu aylarda en gelişmiş şeklini alır.

Bebeklerin göz gülleleri kısa ve basık olduğundan gözleri ıraksak (hipermetrop) tır. Çocukların göz gülleleri altı yaşına kadar ancak tam biçimlerini alır ve gözdeki uzak görürlük altı yaşına kadar devam edebilir. Bu yüzden altı yaşına kadar çocuklar, normal olarak, çok yakın mesafelerde görme hataları yapabilirler.

Uzaklığın ve derinliğin algılanabilmesi için, iki gözün birlikte ve düzenli bir şekilde görmesi gereklidir. Bunun için göz kaslarının gelişmesi ve çocuğun yaşantılarının artması gerekir. Bu yüzden uzaklığın ve derinliğin oldukça sağlam olarak algılanabilmesi ancak altı ya da sekiz yaşlarına doğru olur.

Eşyaların biçimleri 4 aylık çocuklar tarafından fark edilebilmektedir. Bu yaştaki çocuklar için eşyanın formu renginden daha önemli görünmektedir. Eşyaların hacimleri, büyüklükleri küçük yaşlardan itibaren çocuk tarafından algılanabilmekte fakat gelişim okul öncesine kadar devam etmektedir.

Onsekiz aylık çocuklar çevresinde gördükleri hayvanların resmini tanıyabilmektedirler. İki yaşındaki çocuklar ise üçgen, daire, kare şeklindeki test tahtalarını tanıyarak, yerlerine yerleştirebilmektedirler.

İlkokul çağına gelen çocuklar görme duyumu bakımından oldukça gelişmişlerdir. Ancak bazı çocuklar yakını ve derinliği görmede yedi-sekiz yaşına kadar hatalara düşebilirler.

İşitme Duyumunun Gelişimi

Doğuşunda bebeğin kulağı oldukça gelişmiştir. Bu yüzden bebek, doğumundan sonra bir kaç gün içinde işitmeye başlar. Orta kulağı ağız gerisine bağlayan östaki borusunun kısa ve oldukça geniş olması, mikropların kolayca kulağa yerleşmesine yol açar ve bebeklerde bu yüzden kulak ağrıları oldukça sık görülür.

İlk haftalarda çok yüksek gürültüler, çocuğun gözlerini kırpıştırmasına ve kalbinin atışının hızlanmasına sebep olur, çoğunlukla çocuğun bu gibi seslere tepkisi de ağlama ile son bulur. Bu çağlarda işitme ilkel seviyededir ve bebek ancak çok farklı frekans ve şiddetteki sesleri birbirinden ayırt edebilmektedir.

İlk aylarda ise çocuk, piyano, zil ve insan sesini ayırt etmeye başlar. Beşinci ve altıncı aylarda çocuğun sese doğru döndüğü görülür. Bir buçuk yaşından üç yaşına kadar çocukta ses ayırımı çok hızlı bir gelişim gösterir. Kelimelerin ve hecelerin ses ayırımlarını oldukça düzgün bir şekilde anlar ve söyler, yakınlarını sesleri ile tanımayı başarır.

Okula başlamadan önce çocukların, sesleri ayırt etmeleri ve müzik yetenekleri oldukça gelişmiştir, işitme bakımından okulda pek önemli güçlüklerle karşılaşmazlar.

Dokunma Duyumunun Gelişimi

Dokunma, acı duyma ve sıcaklık duyma hücreleri deride bulunur. Birbirinden ayrı duyumlar olmasına rağmen gelişimde çok farklılık göstermediklerinden bu üç duyuyu dokunma duyumu başlığı altında incelemek mümkündür.

Çevredeki eşyaların duruşu, sertliği, biçimi, sıcaklığı, soğukluğu, batıcılığı veya düzlüğü hakkında çocuğun bilgi edinmesine dokunma duyumu yardım eder.

Dokunma duyumu çocuğun doğduğu anda bütün diğer duyumlardan daha iyi gelişmiş olmasına rağmen en üstün seviyesine ulaşmış değildir. Bebekler üzerinde yapılan denemeler, bebeğin doğduğunda derisine yapılan bir çok dış etkileri duyamadığını göstermiştir. Bebek sıcaktan çok soğuğa karşı daha duyarlıdır.

Dokunma duyumu kısa zamanda çok hızlı bir gelişim gösterir. Üçüncü ayda çocuğun parmakları dokunma duyumunu almaya başlar. Çocuk, çevresini tanımada devamlı olarak dokunma duyumunu kullanır. Okul çağına doğru dokunma, çocuğun belli başlı zevk kaynağı olur.

Okul çağma gelen çocuğun dokunma duyumu iyice gelişmiştir; çocuk bir cismin yüzündeki girinti çıkıntıları, düzgünlüğünü, şeklini, biçimini kolayca tanıyabilir; acılara karşı duyarlıdır; sıcaklığın değişmesini kolaylıkla anlar.

Tat Duyumunun Gelişmesi

Bebeğin, ilk günlerinde, kendisine verilen şekerli sıvıyı emmede, istekli olduğu, buna karşılık tuzlu sıvıyı emmede isteksiz olduğu görülmektedir. Diğer yandan asitli ve kininli sıvıları daha az emme eğilimi gösterdiği görülmektedir (13, S. 364). Gözlemler, çocuğun, ilk aylarda, tat duyumunun oldukça geliştiğini göstermektedir. Çocuklar büyüklerce tatsız bulunan mamaları çok ender olarak reddetmektedirler. Ancak çocuğun, yaşı ilerledikçe, bazı yiyecekleri diğerlerine tercih ettiği görülmektedir. Özellikle şekerli yiyecekler çocuğu daha çok çekmektedir.

Koku Duyumunun Gelişmesi

Koku duyumu, çocuklarda oldukça geç görülür. Ancak bir yaşından sonra çocuğun bazı keskin kötü veya pis kokuları birbirinden ayırabildiği ve bunlardan hoşlanma veya hoşlanmama gösterdiği görülmektedir. On yedi aylık çocukların bazı çiçek kokularından hoşlandığı görülür. Okul yaşına doğru çocukların koku duyumları oldukça gelişmektedir.

Devinduyumun Gelişmesi

Devinduyum vücudun hareket halinde oluşunu ve hangi durumda olduğunu bilebilmemizdir. Çocuğun ilk kontrollü hareketlerinin başladığı birinci ayın sonunda devinduyumun da başladığı sanılmaktadır. Devinduyum psikomotor davranışlarla yakından ilgilidir. Vücut üzerinde çocuğun kontrolü arttıkça devinduyum da hızla gelişmektedir. Okul çağında çocuğun devinduyumu yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.

Duyumlar ve Algılanma

Çocuğun çevresi ile etkileşimi duyu organları yoluyla olur ve çevresini anlaması duyumlarla mümkündür. Çocuğun çevresi ile etkileşimi çoğaldıkça onlara anlam vermesi de daha yoğunlaşır. Böylece düşünme hayatının temel taşları olan algılar çoğalmaya ve gelişmeye başlar. Duyumlarla algılamayı kesin olarak birbirinden ayırmak mümkün değildir. Organizmaya ilk etkisini yapan uyarıcı organizma tarafından anlaşılmadığı zaman bu belki bir duyumdur. Ama bu anlaşılamayan uyarıcı anlaşılmaya başlanınca algı halini alır. Böylece duyumlar algının ilk ve besleyici unsurlarıdır. Duyumlar olmadan algılama, algılama olmadan da düşünme olmaz.

Psikomotor davranışlar otomatik veya refleks hareketler değildir: Geniş çapta duyumlara ve algılamaya dayanır. Bu bakımdan duyumlar ve algılama hem psikomotor davranışların hem de düşünsel hayatın temelidir.

 

Çocuklarda Psikomotor Gelişim

Canlı olmanın anlamı yaşamaktır. Yaşayan varlık ise devamlı etkinlik içindedir. Çünkü her canlı çevresiyle etkileşim içindedir. İnsan ise canlı varlıkların en etkinidir. İnsan daha dünyaya geldiği anda emme, uyuma, kollarını, bacaklarını hareket ettirme, ağlama, tutunma gibi hareketler yapar. Büyüdükçe, insanın etkinliği daha da çoğalır ve karmaşıklaşır.

Çocuğun, yaşı ilerledikçe, bilerek yaptığı hareketler artmaya, vücudunu daha iyi kontrolü altına almaya başlar. Çocuğun, gelişimi boyunca, vücudunu gittikçe kontrolü altına almada becerikli hale gelmesine psikomotor gelişim diyoruz. Çocuğun vücudunu kontrolü altına almadaki gelişimi ve başarısı öğrenme için temel olduğu gibi, öğrenme de psikomotor gelişimi için gereklidir. Başka bir deyişle psikomotor gelişim öğrenmeyi, öğrenme de psikomotor gelişimi gerçekleştirir.

Bu ünitemizin amacı öğrencilerin psikomotor gelişimini tanıtmaktır. Öğretmenin öğrencilerine kazandırdığı bilgi ve becerilerin temeli öğrencilerin sahip oldukları psikomotor ve zihinsel gelişim seviyesidir. Bu ünitemizde adım adım çocuğun psikomotor gelişimini izleyerek ona hangi çağda hangi becerilerin verilebileceği ve onun psikomotor gelişiminin nasıl yöneltileceğini göreceğiz. Gelecek ünitemizde ise öğrencilerin zihinsel gelişimini inceleyeceğiz.

Hareketler öğrenilmiş değildir. Bebeğin, bir yerine bir etki yapıldığı zaman, vücudunun toptan hareket ettiği görülür.

Doğuşta görülen refleks hareketler zamanla hızını kaybederek yok olurlar. Sırtüstü bir masada yatan bebeğin karnına dokunulduğu zaman kolunu açıp kapatır; ayağının altı gıdıklandığında ayak parmaklarını açarak ayağını hızla çeker; eline bir şey verildiği zaman sıkı sıkıya kavrar; ağzına verilen her şeyi emmeye çalışır. Bu hareketler refleks hareketleridir. Refleks hareketler, bebeğin genel vücut hareketlerine oranla çok azdır.

Birinci ayın sonuna doğru bebekte ilk kontrollü hareketlerin başladığı görülür. Bebek yattığı yerden başını, ilgisini çeken yöne doğru (iki yana) çevirebilir. Yüzükoyun yatarken başını kaldırabilir. Böylece vücudun kontrol altına alınması baştan göğse, karnına ve bacaklara doğru; göğüsten kollara doğru gelişmeye başlar.

Vücudun kontrol altına alınmasında ve hareketlerin gelişiminde büyük bireysel farklılıklar vardır. Çocuklar, oturma, sürünme, emekleme, ayakta durma, yürüme, koşma, atlama gibi hareketleri; beş yaşına kadar başarırlar.

Oturma: 3-4 aylık çocuklar küçük bir yastığın yardımı ile bir dakika kadar oturabilirler. 7-8 aylık çocuklar yardımsız olarak oturmasını başarabilirler. 9-10 aylık çocuklar ise 10 dakika kadar kendi kendilerine oturabilirler.

Sürünme ve Emekleme: ilk sürünme hareketi, yüzükoyun yere yatırılan çocuğun elleri ile yere dayanarak omzunu kaldırması ve bir dizini yere koyması ile başlar fakat ileri doğru hareket yoktur. 7 aylık yaş civarında bu türlü ilk sürünme hareketlerinin başladığı görülür. 8-9 aylık olunca çocuklar, karınlarını yerden kesmeden, bir iki metre kadar sürünebilirler. 10 aylık çocuklar ellerinin ve dizlerinin üzerinde odanın istenilen bir köşesine emekleyerek gidebilirler. 11-12 aylık çocuklar ayakları ve elleri üzerinde oldukça çabuk hareketler yaparak ev içinde istedikleri yere sürünebilirler.

Yürüme: Yürümenin ilk hareketleri çocuğun ayağa kalkma çabalan ile başlar. Genel olarak çocuk 8 aylık olunca yardımla ayakta bir kaç saniye durabilmektedir. 9 aylık çocuklar bir yere tutunarak bir süre durabilirler. 10-11 aylık çocuklar yardımla yürüyebilirler. 11-12 aylık çocuklar bir yere tutunarak ayağa kalkabilirler. 13-15 aylık çocuklar da artık kendi kendilerine ilk adımlarını atarak yürüyebilirler. Yürümeye başlamada oldukça bireysel farklılıklar görülür. Bazı çocuklar 13, bazı çocuklar ise 18 aylık iken yürümeye başlayabilirler. Genel olarak çocuğun oda içinde bağımsız olarak dolaşabilmesi 15-18 aydan sonra görülür.

İkinci yaşının sonuna doğru (18-24 aylık) çocuk, yalnız başına yürüyebilir, bir kutuya küçük küpleri doldurabilir, küçük bir sandalyeye oturabilir. Topu zıplatabilir, şişeden haplar çıkabilir, topu masanın veya sandalyenin üzerine koyabilir, küçük bir derginin sayfalarını çevirebilir, kalın bir kalemi sopa gibi tutarak çizgi çizebilir, oyuncakları çekebilir, topu ayağı ile yuvarlayabilir, üç küpü üst üste koyabilir ve resimleri tanımaya başlar.

Koşma: Yürümeyi başaran çocuk üçüncü yaşının başlarında kısa adımlarla koşmaya başlar. Çocuğun ilk koşma denemelerinde düşmeler oldukça çoktur fakat geliştikçe düşmeler azalır. Atlama biraz daha geç başlar. Oyuncaklarla oynama, çevresinde bulunan ev araçlarıyla oynama merakı oldukça artar, hemen her gördüğüne dokunmak, atmak istediği içinde çırpınır. Okul çağına yaklaşan çocuğun koşması, atlaması oldukça gelişmiştir.

Elin Kontrolü

Bebek doğduğu anda iki eliyle yakaladığı herhangi bir şeye asılarak kendi ağırlığını kaldıracak şekilde tutunabilir. Fakat ellerin bu sırada bir iş yapması mümkün değildir. Birinci ayda parmakların gelişmesi çok hızlıdır. Dördüncü, beşinci aya kadar çocuk bir eliyle ikinci elini rastgele yakalayabilir. Bir oyuncağa doğru uzanma beşinci aylarda başlar. Bu uzanma çabaları çoğunlukla sonuçsuz kalır ve daha çok kol ve gövdenin tümüyle yapılır. 14 aylık bir çocuk hiç tereddüt göstermeden bir oyuncağa uzanabilir. Bu yaştan sonra çocuğun el becerileri zamanla artmaya başlar.

Solaklık: Bazı çocuklar sol ellerini sağ ellerine oranla daha iyi kullanırlar. Bu hal beyinin sol yarım küresinin sağ yarım küresine baskın oluşuna bağlanmaktadır. Çocuk sol elli oluşunu doğuştan getirmektedir. Bir anormallik olmadığı için de bu durumu değiştirmeye çalışmak yersizdir. Eğer doğuştan sol elli olan çocuklar sağ elli yapılmaya çalışılırsa çocuklarda kekemelik ve diğer heyecansal arızalar görülmektedir.

Çocuğun sol veya sağ elli oluşu ikinci yaş civarında belli olmaya başlar. İlkokul çağına kadar sol ellik yerleşir. Okullardaki araçlar, sağ elli insanlar için hazırlanmış olduğundan öğretmenin sol elli olan öğrencilerine bazı yardımlarda bulunması gerekir. Sol elli olan öğrencilerin eğitiminde, arkadaşlarınca alay konusu olmadıkça, önemli bir zorlukla karşılaşılması söz konusu değildir.