Psikomotor Gelişim ve Uyum

Öğrencinin psikomotor gelişimi onun tüm gelişiminin önemli bir yönüdür. Öğrencinin vücut organlarının birlikte koordinasyon içinde çalışması, yeterli kuvvete, reaksiyon hızına, hareket yapma hızına, dengeye, esnekliğe ve dikkate sahip olması onun iyi bir uyum sağlamasına yardım eder. Öğrencinin çevresini tanımasında, merakını doyurmasında psikomotor etkinliklerinin büyük bir önemi vardır.

Öğrencinin psikomotor etkinliklerde başarılı olması onun arkadaşları tarafından beğenilmesini sağlar. Psikomotor gelişimde arkadaşlarından geride kalan öğrenciler, etkinliklere katılmaya isteksizlik gösterirler. Psikomotor etkinliklere katılmayan öğrenciler gerekli alıştırmalardan yoksun kaldıkları için de yaşlarından beklenen becerileri yapmada geri kalırlar. Psikomotor etkinliklere katılmayan çocuklarda, telafi yolu bulunmamışsa aşağılık duygusunun geliştiği ve uyumsuzluk halleri görülür.

Psikomotor etkinliklere katılmada isteksizlik gösteren öğrencilerde gerekli cesareti, ilgiyi yaratmak gerektir. Sporlardaki başarı kendine güvenemeyen öğrencilerde güvenlik duygusunun geliştirilmesi için öğrenciye fırsatlar verir.

Oyunun Önemi

Okul çağına kadar çocuklar hemen bütün psikomotor becerilerini oyun içinde kazanmışlardır. Oyun, okul öncesi çocuğunun vazgeçilmez bir uğraşısıdır. Okul çağında, özellikle ilkokulda, pek çok psikomotor beceriler oyun içinde öğrenilir. Okulda oyun, çocuğun hem psikomotor gelişimi hem de diğer gelişimleri için çok yararlı bir araçtır. Genel olarak oyunun dört görevi vardır:

Birincisi, öğrenciler devamlı etkinlik içinde olma ihtiyacındadır. Sınıf içinde boşaltamadıkları enerjilerini oyunla boşaltırlar. Öğrencilerin maksatsız olarak koşmaları, itişip kakışmaları daha çok aktif olma, enerji sarf etme ihtiyaçlarından doğar.

İkincisi, öğrenciler oyunla birçok beceriler öğrenirler. Bu tip oyunlar daha iyi organize edilmiş, belli beceriler isteyen ve kuralları olan oyunlardır. Birçok okul etkinlikleri, sporlar bu tip oyunların içine girer. Sınıfta bir becerinin öğrenilmesi bu tip oyunlarla daha kolaylaşır. Öğretmenler derslerinde bu tip oyunlara oldukça geniş yer verirler, ilkokul dersleri oyunlara daha çok elverişlidir. Yüksek sınıflara doğru sınıf etkinliklerinin oyun yoluyla öğrenilmesi daha azalır. Fakat lisede bile birçok beceriler oyun yoluyla öğrenilebilir.

Üçüncüsü, bazı oyunlar belli bazı rolleri oynamak için yapılan oyunlardır. Küçük çocukların oyunlarda kendilerini ana, baba veya birisi yerine koyarak onlara benzemeye çalıştıkları veya onların rollerini oynadıkları görülür. Okul çağında bunların yerini okul temsilleri alır.

Dördüncüsü, bazı oyunlar duygusal gerilimleri gidermek için yapılan tedavi oyunlarıdır. Bu tip oyunlar öğrencilerin gerilimlerden kurtulmasına yardım eden önemli araçlardır.

Birçok anne babalarda ve öğretmenlerde öğrencilerin oyun oynamalarına karşı olumsuz bir tutum görülür. Bunlara göre oyun, dersleri engelleyen ve öğrencileri işe yaramaz, haylaz yapan bir yoldur. Oysa oyunun önemi yukarıda görüldüğü gibi çok büyüktür. Oyun bir öğrenme aracı olarak kullanıldığı zaman öğrenme daha yüksek olabilmektedir. Diğer yandan oyunun sosyal gelişim ve becerilerin gelişimi yönünden önemi de açıktır.

Ancak oyunların bir gün içinde aşırı derecede çok zaman alması; oyun dışındaki işlerin aksaması; aşırı yorgunluk gibi hususlar tehlikeli eğilimlerdir. Öğrencinin okul dışındaki zamanlarının tamamını oyuna vermeleri derslerini ve diğer işlerini aksatır. Öğrencinin boş zamanının ne kadarını oyuna, ne kadarını çalışmalarına verebileceğini, ona rehberlik yaparak göstermek, onda işlerine karşı sorumluluk duygusunun gelişmesine yardım etmek gerektir. Yoksa evine gömülüp dışarıyı pencereden izleyen öğrenci, bütün boş zamanını oyunla geçiren öğrenciden daha tehlikeli eğilimler gösterebilir.

Beden Eğitiminin Önemi

Okuldaki beden eğitimi dersleri çocukların psikomotor gelişimlerini gerçekleştirmeleri yönünden çok büyük bir öneme sahiptir. Oyunun önemini açıklayan yukarıdaki konumuzdaki bütün yararlar beden eğitimi dersinden sağlanabilir.

Beden eğitimi dersi bir anlatım dersidir. Öğrencinin kendisini beden hareketleri ile anlatımına dayanmadığı zaman bu ders sıkıcı ve kuru olmaktadır. Modern beden eğitimi, bir duyguyu, bir arzuyu hareketle anlatacak şekilde meydana getirilen figürlere önem vermektedir. Bu yüzden rol oynama, taklit, oyun ve müzik modern beden eğitiminde daha çok, buna karşılık klasik beden hareketlerinde daha az yer almaktadır.

Okul ve Psikomotor Gelişim

Yukarıda incelediğimiz gibi okul yaşına gelen çocuk vücudunu kontrol etmede ve çevresinden gelen uyarıcıları duymada oldukça yüksek bir olgunluğa ulaşmıştır. Bundan sonra, okulun öğrenciye sunacağı öğrenim yaşantıları onun, daha yüksek bir gelişim seviyesine ulaşmasına yardım edecektir. Öğrenci hem vücut büyümesi ile hem de öğrenmesi ile psikomotor davranışlarında gittikçe gelişecektir.

Psikomotor etkinliklerde önemle rol oynayan belli başlı bazı öğeler vardır. Bunlar:

1) Vücudun organları arasında iyi bir koordinasyonun gelişmesi,

2) Psikomotor etkinlikler için gerekli kuvvetin olması,

3) Etkilere karşı belli bir süre içinde reaksiyon gösterebilme,

4) Psikomotor etkinliğin gerektirdiği dikkati sarf edebilme,

5) Belli bir hızda hareketleri yapabilme,

6) Etkinlikler için gerekli dengeyi sağlayabilme,

7) Vücudun harekete elverişli şekilde esnek olmasıdır. Bu öğelerin yanı sıra psikomotor etkinlikler için öğrencide yeter ilginin olması, öğrencinin kendine güvenmesi, cesaretli olma, insiyatif sahibi olması, vücut yapısının etkinliklere elverişli olması gereklidir. Bu öğeleri kısaca gözden geçirelim:

Koordinasyon: Psikomotor etkinliği gerektiren bütün işlerde vücudun bir kaç organı, birlikte, bir koordinasyon içinde çalışmak zorundadır. Okumada, yazmada, resim yapmada, bir müzik aracı kullanmada olduğu kadar, bir oyunda, bir spor dalında gözün, kolların, ellerin, bacakların ve ilgili bütün diğer vücut organlarının birlikte çalışması gerekir.

Vücut organları arasındaki koordinasyonun gelişimi vücudun olgunluğuna ve alıştırmalara bağlıdır. Vücudun olgunluğu arttıkça ve etkinlikle ilgili alıştırmalar çoğaldıkça organlar arasındaki koordinasyon da artmaktadır.

İlkokul çağındaki öğrencilerin organları arasındaki koordinasyon oldukça gelişmiştir. Ancak erinlik çağındaki hızlı büyüme sırasında koordinasyonun oldukça bozulduğu görülür. Hızlı bir gelişim içinde bulunan erinlik ve ergenlik çağının çocuğu büyüyen el ve bacaklarını kullanmada beceriksizlik gösterir. Erinlik çağında, yavaş büyüyen öğrenciler, hızlı büyüyen öğrencilere oranla daha az beceriksizlik gösterirler.

Ergenlik çağında organlar arasındaki koordinasyon yeniden düzelmeye başlar. Ergen vücudu üzerindeki kontrolünü yeniden kazanmaya başlar.

Kuvvet:

Her psikomotor etkinlik belli bir kuvvete ihtiyaç gösterir. Kuvvetin artması kemiklerin, kasların büyümesi ve vücudun olgunlaşmasına dayanır. İlkokul öğrencisi okulun istediği birçok işleri yapabilecek kuvvete sahiptir. Ancak öğrencilerin sahip oldukları kuvvet arasında büyük bireysel farklılıklar görülür. Bazı öğrenciler yeter kuvvete sahip olmadıkları için zor görevlerin yapılmasında başarısız olurlar.

Erinlik çağındaki hızlı büyümenin kuvvete de etkisi görülür. Erinlik çağının çocukları daha çabuk yorulurlar, bu yüzden kuvvetsiz gibi görünürler. Boy sürmesindeki hız, kasların gelişimini azalttığı için boyuna göre ergenin kuvvetsiz olduğu görülür. Ergenlik çağının sonuna doğru gençlerin kuvveti en üstün seviyelerine erişir.

Reaksiyon:

Organizmaya dışardan yapılan bir etkiye veya bir uyarıcıya karşı organizmanın tepki yapma hızına reaksiyon hızı diyoruz. Birçok etkinliklerde reaksiyon hızının belli bir süre içinde olması gerekir. Üstümüze doğru gelen bir araçtan zamanında sakınamadığımız zaman canımız tehlikeye düşer. Hemen bütün etkinliklerde reaksiyonu gerektiren durumlar vardır.

Reaksiyon hızı duyum ve algılama ile yakından ilgilidir. Dolayısıyla zihinsel gelişim reaksiyon hızında büyük rol oynar. Bir durumu algılamak, yorumlamak ve gerekli tepkiyi göstermek öğrencinin zihinsel gücü ile ilgilidir.

Öğrencilerin reaksiyon hızında ayrıca alıştırmaların da rolü vardır. İlkokul çağından itibaren çocuğun reaksiyon hızında, hızlı bir gelişme olur. 20 yaşlarına doğru reaksiyon hızı en üst seviyesine ulaşır.

Dikkat:

insanı etkileyen çevre varlıklarının durumuna ve insanın kendi yaptığı etkinliklere dikkatini çevirmesi, bunlara gerekli dikkati sarf edebilmesi psikomotor etkinliklerin önemli bir öğesidir. Bir böceğin hareketlerini belli bir süre gözlemek, bir filmi seyretmek, bir ders için gereken deneyi veya uçan bir topun kendisine doğru gelişini izlemek gibi pek çok durumlar dikkati gerektirir.

İlkokul çağının başlarında öğrencilerin, çok ilginç bulduğu konuları, kendilerinin pasif kalmaları halinde ancak 20 dakika kadar izleyebildikleri görülmektedir. Kendilerinin katıldığı bir oyun veya ders etkinliğinde ise çocukların dikkatleri biraz daha uzun sürmektedir. Dikkatin süresi öğrencilerin gelişmeleri ile artmaktadır. Ergenlik çağında öğrenciler üginç konuları 40-50 dakika kadar izleyebilmektedirler.

Hız:

Her psikomotor etkinliğin belli bir zaman içinde yapılması gerekir. Yazmada, okumada olduğu kadar, derslerle ilgili becerileri, deneyleri, gözlemleri yapmada, koşmada, atlamada ve bütün etkinliklerde belli

bir sürede gereken hareketlerin yapılması gerekir. Hızlılık öğrencinin gelişimi ile orantılı olarak artmaktadır. Öğrencinin zihinsel gelişimi ile fiziksel gelişimi, özellikle kuvveti psikomotor davranışlardaki hızına etkide bulunur.

Ellere, kollara ve bacaklara dayanan psikomotor etkinliklerin hızı hem kasların gelişimi ile hem de alıştırmalarla artmaktadır. Ergenlik çağının sonlarına doğru öğrencinin etkinliklerdeki hızı en yüksek seviyeye ulaşmaktadır.

Denge:

Birçok psikomotor etkinliklerde vücudun dengeli bir şekilde durması gerekir. Bisikleti sürme, bir dar duvarın veya kalasın üzerinden yürüme, tek ayak üzerinde durma gibi hareketler vücudun bir süre dengesini korumasını gerektirir. Birçok sınıf içi etkinliklerde ve spor kollarında da vücudun dengesi önemlidir.

İlkokuldaki öğrencilerin vücut dengeleri oldukça gelişmiştir. İlkokul öğrencileri bisiklete binmede, ağaca tırmanmada, kalas üzerinde yürümede oldukça beceriklidirler.

Esneklik:

Bazı psikomotor etkinlikler vücudun yeter derecede esnek olmasını gerektirir. Güreş, atletizm oyunları ve daha birçok spor kollarında olduğu gibi bale, millî oyunlar ve dersler için gerekli etkinlikler belin, kolların, bacakların belli ölçüde esnemesini gerektirir.

Vücudun esnekliği küçük yaşlarda daha fazladır. Kemikler ve kaslar geliştikçe esneklik azalmaya başlar, ilkokul öğrencileri birçok beden hareketlerini yaparken orta veya lise öğrencilerinden daha esnektirler. Beden eğitimi, vücudun esnekliğini korumasına yardım eder.

Zarafet ve Şıklık İçin Kalem Elbise Modelleri 

2018 yaz sezonunda; vücudu saran,  görünümüyle oldukça feminen bir hava sergilemenizi sağlayan zarafet ve şıklık için kalem elbise modelleri yine vazgeçilmez tarzlardan birini oluşturuyor.

Hanımlarımızın özellikle kullanım rahatlığı açısından sıkça tercih etmeye başladığı bu elbiseler, tasarımcılarımızın da kalem elbise modellerine eğilimini arttırmaya başladı. Fiziğine güvenen kadınların giydiklerinde içlerinde oldukça şık, çekici ve kadınsı göründükleri bu kıyafetler muhteşem tasarımlarla, bu senede vitrinlerde yerini almayı başardı.

Geçtiğimiz yıllarda genel olarak siyah ve kırmızı renklerin hâkim olduğu kalem elbise modelleri, 2018 yaz sezonunda, beyaz, mavi ve pembe gibi farklı örnekleriyle de karşımıza çıkıyor. Sokak modasında, klasik çizgiyi tercih eden hanımlarımız ve çalışan kadınlar için ideal bir giyim parçası olan elbiseler; farklı stil ve çizgilerde hayat buluyor.

Kullanım rahatlığı bakımından, değişik kombinlerle sokak modasında örneklerine rastladığımız kıyafetler, gündelik hayatta tarz sahibi olmak isteyen hanımlarımız için muhteşem bir tavsiye olabilir.

Kalem elbiseler; diz üstü kalem elbiseler, diz hizası kalem elbiseler ve diz altı kalem elbiseler olarak, kullanan kişinin tercihine göre şekillenebilmektedir. Renk olarak baktığımızda ise, siyah kalem elbiselerin en sevilen renk olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Kırmızı topuklu ayakkabılarla kombinlendiğinde; şık, çekici ve feminen bir görüntü yakalayabileceğiniz bu stille, tüm bakışları üzerinizde toplayabilirsiniz.

Rahat ve şıklığın adresi kalem elbise modellerine ulaşmakta bir o kadar kolay diyebiliriz. Hemen her hazır giyim mağazasından, tasarımcıların parçalarından, hatta internet alışverişinden elde edebileceğiniz kıyafetlerinizi farklı birçok çeşit arasından beğenip, satın alabilirsiniz.

Kıyafetinize aksesuar seçimi olarak önerimizi ise, kıyafetin rengini tamamlayan veya ayakkabınıza uygun ipsiz çantalar ve kolda taşıyabileceğiniz modeller olarak özetleyebiliriz.

Hem feminen görünüp, hem de içerisinde rahat edebileceğiniz, zarafet ve şıklık için kalem elbise modelleri, 2018 yaz sezonunda da, güzel hanımlarımız tarafından sıkça tercih edilerek, bizlere oldukça hoş görüntüler sergileyeceğe benziyorlar. Sizde bu şıklığı yakalamak isteyenlerdenseniz, vakit kaybetmeden, tarzınıza uygun modeli seçerek, kendi stilinizi oluşturabilirsiniz. İster günlük yaşamınızda, ister gece davetlerinde bu şıklığı değerlendirmeniz mümkün olabilecektir.

 

 

Zarafet ve Çekiciliğin Adresi; Kimono Modelleri

Günümüzde çalışan kadınların giderek artmasıyla birlikte, şık kıyafetlere olan giyime talepte yükselmeye başladı. İş ortamında şık görünmek kadar, içerisinde gün boyu rahat edebileceği kıyafetler giyinmek, çalışan kadınların en büyük ihtiyacı olarak görülüyor. 2018 senesinde yıldızı parlayan zarafet ve çekiciliğin adresi; kimono modelleri bu anlamda kadınlara büyük kolaylık sağlıyor.

Tasarımcılar son yıllarda, bazı ülkelerin geleneksel olan kıyafetlerini yeniden yorumlayarak, ortaya oldukça iddialı tasarımlar çıkarmaya başladılar. Bunların başında sayabileceğimiz kimono modelleri, konforlu, çekici ve oldukça tarz giyim parçaları arasına girmeyi başarabildi.

Bahar ve yaz aylarının vazgeçilmez giyimlerinden olan bu modeller, plajdan iş yerlerine kadar her yerde kombinlenebiliyor. Sonbaharda da zaman zaman değerlendirilebilen kimonolarda ise, siyah, saks mavisi ve kahverengi gibi renklerin hâkim olduğunu görebiliyoruz.

Salaş olması bakımından kadınların konforla kullanabildikleri kimonolar, geniş renk ve desen seçeneği sayesinde de birçok kıyafetle kolaylıkla bütünleştirilebiliyor.

Plajlarda Kimono Çekiciliği

Bu yaz, her kumsalda pek çok defa kimono çeşitlerine rastlamanız mümkün olabilecek. Plaj elbisesi olarak değerlendirilebilecek giyim parçalarında, floral desenlere geniş yer verilmiş. Oldukça canlı renklerdeki, geniş çiçek desenli, birbirinden şık kimonolar, mayo ve bikinilerle harika uyum sağlıyor.

Plaj kimonolarında kullanılan renkler ise; fuşya, pembe, yeşil, turuncu, açık mavi, sarı gibi açık ve canlı renkler olarak karşımıza çıkıyor.

Kimonoyla Yapabileceğiniz Örnek Kombin Modelleri

Az evvelde bahsettiğimiz gibi, geniş renk ve desen yelpazesine sahip olması dolayısıyla, birçok kıyafetinizle, rahatça kombinleyebileceğiniz kimonolarınızı seçerken dolabınızı gözden geçirmenizi tavsiye ediyoruz.

Mini eteklerle, kot pantolon ve şortlarla giyebileceğiniz sade renkli bir bluz veya tişörtün üzerine, ten renginize ve zevkinize uygun kimonolarla bütünlük oluşturabilirsiniz.

Renk ve Desen Seçimi Nasıl Yapılmalıdır?

Yakalanmak istenen bohem görünümü elde edebilmek için, kimono seçimi aşamasında, ten ve hatta saç renginizi göz önünde bulundurmanızda fayda vardır. Cildinizi boğacak veya kıyafetlerinizle uyum sağlamayacak parçalar, dolabınızda boşa duran bir giyimin var olmasına neden olacaktır. Bu nedenle, alışverişinize çıkmadan evvel, kendinize yakışacak renk ve desenlere karar vermeniz yerinde olacaktır.

YENİ MODA ELBİSELER

Genel olarak elbise kavramı iç çamaşırın üzerine giyilen her türlü kıyafet için kullanılan addır. Günümüzde elbise kavramı bu anlamının dışında bir de kadınların giydiği omuzlardan dizlere veya ayak bileklerine kadar uzanan, etek ve bluzun birleşiminden oluşan parçalar için de kullanılmaktadır. Günümüzde birçok elbise modeli bulunmaktadır.

Bu elbiseler mini boy, midi boy ve uzun boylu elbiseler olarak çeşitlilik göstermektedir. Bu elbiseler kendi içlerinde günlük elbise, gece elbisesi, abiye elbise, mezuniyet elbisesi vb. çeşitlere ayrılmaktadır. Günümüzde kadınların her türlü modele ve her türlü kumaşa ulaşmaları oldukça kolaydır. Zira günümüz moda tekstilinde her yaşa ve zevke hitap eden elbise modelleri üretilmektedir.

YENİ MODA ELBİSE MODELLERİ NELERDİR?

Günümüzde elbise modelleri oldukça çeşitli olmakla beraber hem açık hem de tesettürlü kadınların beğenisine sunulmaktadır. Tesettürü tercih eden kadınlar için birçok kumaş ve modelde elbise üretilmektedir. Bu elbiselerin diğer elbiselerden tek farkı dekolte, yırtmaç ve elbisenin herhangi bir bölgesinde teni belli edecek oyuklar bulundurmamasıdır.

Tesettür modası dışında açık kadınların tercih ettiği elbiseler birçok farklı çeşide sahiptir. Bu elbiseler boylara ve kumaşlara göre değişkenlik göstermektedir. Yeni moda elbiseler gerek günlük hayatta kullanım için olsun, gerek özel gün ve geceler için olsun birçok farklı modelde üretim göstermektedir.

Renkleri, desenleri ve kumaşlarıyla gerçekten sınırsız seçenek sunan bu elbiseler;  tek omuz elbise, çift askılı elbise, kollu-kolsuz elbise, straplez elbise, çarliston elbise, çan elbise, üçgen elbise, balık/denizkızı elbise, trapeli elbise, robalı elbise, kalem elbise vb. birçok isimle anılmakta ve çeşitlendirilmektedir.

KONSEPTLERE GÖRE YENİ MODA ELBİSELER NASIL VE NEYE GÖRE TERCİH EDİLMELİDİR?

Yeni moda elbiseler konseptlere göre değişkenlik göstermektedir. Birçok farklı kumaşla üretilen bu elbiseler türlerine göre farklı konseptlerle bağdaştırılmaktadır. Örneğin saten kumaşlı elbiseler genellikle gece davetleri için tercih edilen elbiselerdir.

Zira saten, kadında asil bir görünüm yarattığından ve göz alıcı bir kumaş olduğundan geceye daha çok yakıştırılmakta ve kadınlar tarafından özellikle gece davetlerinde tercih edilmektedir. Gündüz vakti dışarıda gerçekleştirilen kır düğünü, boğazda olacak bir yemek daveti vb. organizasyonlar için açık renklerde ve kendinden taşlı kumaşa sahip elbiselerin tercih edilmesi daha doğru olacaktır.

Otel düğünü/yemeği vb. kapalı alanlarda yapılacak olan organizasyonlarda vücudu saran balık elbiseler veya taşlı/payetli mini boy elbiseler oldukça zarif bir görünüm sağlayacak ve kadınlar üzerinde göz alıcı bir etki yaratacaktır. Partilerde veya parti konseptli düğünlerde midi boy vücudu saran tüllü elbiselerin kullanımı oldukça doğru bir tercih olacaktır.

Zira böyle konseptlerde tüllü elbise modelleri daha genç ve enerjik bir görünüm yaratacaktır. Nikah konsepti için en doğru tercih kalem elbiselerdir. Zira soft renklerde tercih edilecek bir kalem elbise kadınların zarif ve duru görünmelerine yardımcı olacaktır.

Yeni moda elbiselerin oldukça fazla çeşide sahip olması kadınlar için çok büyük bir avantajdır. Bu noktada kadınlara düşen en önemli görev, gidecekleri mekanın veya davetin konseptine uygun kıyafeti seçmeleri ve kıyafetin onlara katacağı zarafeti taşımak olacaktır.

Çocuklarda Duyuların Gelişimi

Duyular insanın dünyaya açılan pencereleridir. Duyular olmasaydı insanın psikomotor ve zihinsel davranışları da olmazdı. Öğrenmedeki önemi bakımından görme, işitme, dokunma, tatma, koklama ve devinduyumun gelişmesini kısaca inceleyeceğiz.

Görme Duyumunun Gelişimi

Görme duyumu organizmayı çevreleyen ışığın yardımı ile, eşyaların biçimini, hacmini, renklerini, derinliği ve mekandaki uzaklığı duymamızı ve algılanmamızı sağlar.

Çocuk doğduğunda, eşyaları net olarak göremez, fakat kuvvetli ışığı duyabilir. Çünkü ışığı duymaya yarayan gözün sarı tabakasındaki çubukçuk hücreler, doğumda ışığı alabilecek olgunluğa ulaşmıştır. Daha sonra sarı tabakada bulunan okçuk hücreler de gelişerek çocuğun rengi ve eşyaların biçimini tanımasına yardım eder. Çocuğun bazı renkleri (gri, sarı, mavi gibi) tanıması üçüncü veya dördüncü aylarında başlar. Göz koordinasyonu doğumdan sonra bir kaç ay içinde gelişmeye başlar, sekizinci ve dokuzuncu aylarda en gelişmiş şeklini alır.

Bebeklerin göz gülleleri kısa ve basık olduğundan gözleri ıraksak (hipermetrop) tır. Çocukların göz gülleleri altı yaşına kadar ancak tam biçimlerini alır ve gözdeki uzak görürlük altı yaşına kadar devam edebilir. Bu yüzden altı yaşına kadar çocuklar, normal olarak, çok yakın mesafelerde görme hataları yapabilirler.

Uzaklığın ve derinliğin algılanabilmesi için, iki gözün birlikte ve düzenli bir şekilde görmesi gereklidir. Bunun için göz kaslarının gelişmesi ve çocuğun yaşantılarının artması gerekir. Bu yüzden uzaklığın ve derinliğin oldukça sağlam olarak algılanabilmesi ancak altı ya da sekiz yaşlarına doğru olur.

Eşyaların biçimleri 4 aylık çocuklar tarafından fark edilebilmektedir. Bu yaştaki çocuklar için eşyanın formu renginden daha önemli görünmektedir. Eşyaların hacimleri, büyüklükleri küçük yaşlardan itibaren çocuk tarafından algılanabilmekte fakat gelişim okul öncesine kadar devam etmektedir.

Onsekiz aylık çocuklar çevresinde gördükleri hayvanların resmini tanıyabilmektedirler. İki yaşındaki çocuklar ise üçgen, daire, kare şeklindeki test tahtalarını tanıyarak, yerlerine yerleştirebilmektedirler.

İlkokul çağına gelen çocuklar görme duyumu bakımından oldukça gelişmişlerdir. Ancak bazı çocuklar yakını ve derinliği görmede yedi-sekiz yaşına kadar hatalara düşebilirler.

İşitme Duyumunun Gelişimi

Doğuşunda bebeğin kulağı oldukça gelişmiştir. Bu yüzden bebek, doğumundan sonra bir kaç gün içinde işitmeye başlar. Orta kulağı ağız gerisine bağlayan östaki borusunun kısa ve oldukça geniş olması, mikropların kolayca kulağa yerleşmesine yol açar ve bebeklerde bu yüzden kulak ağrıları oldukça sık görülür.

İlk haftalarda çok yüksek gürültüler, çocuğun gözlerini kırpıştırmasına ve kalbinin atışının hızlanmasına sebep olur, çoğunlukla çocuğun bu gibi seslere tepkisi de ağlama ile son bulur. Bu çağlarda işitme ilkel seviyededir ve bebek ancak çok farklı frekans ve şiddetteki sesleri birbirinden ayırt edebilmektedir.

İlk aylarda ise çocuk, piyano, zil ve insan sesini ayırt etmeye başlar. Beşinci ve altıncı aylarda çocuğun sese doğru döndüğü görülür. Bir buçuk yaşından üç yaşına kadar çocukta ses ayırımı çok hızlı bir gelişim gösterir. Kelimelerin ve hecelerin ses ayırımlarını oldukça düzgün bir şekilde anlar ve söyler, yakınlarını sesleri ile tanımayı başarır.

Okula başlamadan önce çocukların, sesleri ayırt etmeleri ve müzik yetenekleri oldukça gelişmiştir, işitme bakımından okulda pek önemli güçlüklerle karşılaşmazlar.

Dokunma Duyumunun Gelişimi

Dokunma, acı duyma ve sıcaklık duyma hücreleri deride bulunur. Birbirinden ayrı duyumlar olmasına rağmen gelişimde çok farklılık göstermediklerinden bu üç duyuyu dokunma duyumu başlığı altında incelemek mümkündür.

Çevredeki eşyaların duruşu, sertliği, biçimi, sıcaklığı, soğukluğu, batıcılığı veya düzlüğü hakkında çocuğun bilgi edinmesine dokunma duyumu yardım eder.

Dokunma duyumu çocuğun doğduğu anda bütün diğer duyumlardan daha iyi gelişmiş olmasına rağmen en üstün seviyesine ulaşmış değildir. Bebekler üzerinde yapılan denemeler, bebeğin doğduğunda derisine yapılan bir çok dış etkileri duyamadığını göstermiştir. Bebek sıcaktan çok soğuğa karşı daha duyarlıdır.

Dokunma duyumu kısa zamanda çok hızlı bir gelişim gösterir. Üçüncü ayda çocuğun parmakları dokunma duyumunu almaya başlar. Çocuk, çevresini tanımada devamlı olarak dokunma duyumunu kullanır. Okul çağına doğru dokunma, çocuğun belli başlı zevk kaynağı olur.

Okul çağma gelen çocuğun dokunma duyumu iyice gelişmiştir; çocuk bir cismin yüzündeki girinti çıkıntıları, düzgünlüğünü, şeklini, biçimini kolayca tanıyabilir; acılara karşı duyarlıdır; sıcaklığın değişmesini kolaylıkla anlar.

Tat Duyumunun Gelişmesi

Bebeğin, ilk günlerinde, kendisine verilen şekerli sıvıyı emmede, istekli olduğu, buna karşılık tuzlu sıvıyı emmede isteksiz olduğu görülmektedir. Diğer yandan asitli ve kininli sıvıları daha az emme eğilimi gösterdiği görülmektedir (13, S. 364). Gözlemler, çocuğun, ilk aylarda, tat duyumunun oldukça geliştiğini göstermektedir. Çocuklar büyüklerce tatsız bulunan mamaları çok ender olarak reddetmektedirler. Ancak çocuğun, yaşı ilerledikçe, bazı yiyecekleri diğerlerine tercih ettiği görülmektedir. Özellikle şekerli yiyecekler çocuğu daha çok çekmektedir.

Koku Duyumunun Gelişmesi

Koku duyumu, çocuklarda oldukça geç görülür. Ancak bir yaşından sonra çocuğun bazı keskin kötü veya pis kokuları birbirinden ayırabildiği ve bunlardan hoşlanma veya hoşlanmama gösterdiği görülmektedir. On yedi aylık çocukların bazı çiçek kokularından hoşlandığı görülür. Okul yaşına doğru çocukların koku duyumları oldukça gelişmektedir.

Devinduyumun Gelişmesi

Devinduyum vücudun hareket halinde oluşunu ve hangi durumda olduğunu bilebilmemizdir. Çocuğun ilk kontrollü hareketlerinin başladığı birinci ayın sonunda devinduyumun da başladığı sanılmaktadır. Devinduyum psikomotor davranışlarla yakından ilgilidir. Vücut üzerinde çocuğun kontrolü arttıkça devinduyum da hızla gelişmektedir. Okul çağında çocuğun devinduyumu yüksek bir seviyeye ulaşmıştır.

Duyumlar ve Algılanma

Çocuğun çevresi ile etkileşimi duyu organları yoluyla olur ve çevresini anlaması duyumlarla mümkündür. Çocuğun çevresi ile etkileşimi çoğaldıkça onlara anlam vermesi de daha yoğunlaşır. Böylece düşünme hayatının temel taşları olan algılar çoğalmaya ve gelişmeye başlar. Duyumlarla algılamayı kesin olarak birbirinden ayırmak mümkün değildir. Organizmaya ilk etkisini yapan uyarıcı organizma tarafından anlaşılmadığı zaman bu belki bir duyumdur. Ama bu anlaşılamayan uyarıcı anlaşılmaya başlanınca algı halini alır. Böylece duyumlar algının ilk ve besleyici unsurlarıdır. Duyumlar olmadan algılama, algılama olmadan da düşünme olmaz.

Psikomotor davranışlar otomatik veya refleks hareketler değildir: Geniş çapta duyumlara ve algılamaya dayanır. Bu bakımdan duyumlar ve algılama hem psikomotor davranışların hem de düşünsel hayatın temelidir.

 

Çocuklarda Psikomotor Gelişim

Canlı olmanın anlamı yaşamaktır. Yaşayan varlık ise devamlı etkinlik içindedir. Çünkü her canlı çevresiyle etkileşim içindedir. İnsan ise canlı varlıkların en etkinidir. İnsan daha dünyaya geldiği anda emme, uyuma, kollarını, bacaklarını hareket ettirme, ağlama, tutunma gibi hareketler yapar. Büyüdükçe, insanın etkinliği daha da çoğalır ve karmaşıklaşır.

Çocuğun, yaşı ilerledikçe, bilerek yaptığı hareketler artmaya, vücudunu daha iyi kontrolü altına almaya başlar. Çocuğun, gelişimi boyunca, vücudunu gittikçe kontrolü altına almada becerikli hale gelmesine psikomotor gelişim diyoruz. Çocuğun vücudunu kontrolü altına almadaki gelişimi ve başarısı öğrenme için temel olduğu gibi, öğrenme de psikomotor gelişimi için gereklidir. Başka bir deyişle psikomotor gelişim öğrenmeyi, öğrenme de psikomotor gelişimi gerçekleştirir.

Bu ünitemizin amacı öğrencilerin psikomotor gelişimini tanıtmaktır. Öğretmenin öğrencilerine kazandırdığı bilgi ve becerilerin temeli öğrencilerin sahip oldukları psikomotor ve zihinsel gelişim seviyesidir. Bu ünitemizde adım adım çocuğun psikomotor gelişimini izleyerek ona hangi çağda hangi becerilerin verilebileceği ve onun psikomotor gelişiminin nasıl yöneltileceğini göreceğiz. Gelecek ünitemizde ise öğrencilerin zihinsel gelişimini inceleyeceğiz.

Hareketler öğrenilmiş değildir. Bebeğin, bir yerine bir etki yapıldığı zaman, vücudunun toptan hareket ettiği görülür.

Doğuşta görülen refleks hareketler zamanla hızını kaybederek yok olurlar. Sırtüstü bir masada yatan bebeğin karnına dokunulduğu zaman kolunu açıp kapatır; ayağının altı gıdıklandığında ayak parmaklarını açarak ayağını hızla çeker; eline bir şey verildiği zaman sıkı sıkıya kavrar; ağzına verilen her şeyi emmeye çalışır. Bu hareketler refleks hareketleridir. Refleks hareketler, bebeğin genel vücut hareketlerine oranla çok azdır.

Birinci ayın sonuna doğru bebekte ilk kontrollü hareketlerin başladığı görülür. Bebek yattığı yerden başını, ilgisini çeken yöne doğru (iki yana) çevirebilir. Yüzükoyun yatarken başını kaldırabilir. Böylece vücudun kontrol altına alınması baştan göğse, karnına ve bacaklara doğru; göğüsten kollara doğru gelişmeye başlar.

Vücudun kontrol altına alınmasında ve hareketlerin gelişiminde büyük bireysel farklılıklar vardır. Çocuklar, oturma, sürünme, emekleme, ayakta durma, yürüme, koşma, atlama gibi hareketleri; beş yaşına kadar başarırlar.

Oturma: 3-4 aylık çocuklar küçük bir yastığın yardımı ile bir dakika kadar oturabilirler. 7-8 aylık çocuklar yardımsız olarak oturmasını başarabilirler. 9-10 aylık çocuklar ise 10 dakika kadar kendi kendilerine oturabilirler.

Sürünme ve Emekleme: ilk sürünme hareketi, yüzükoyun yere yatırılan çocuğun elleri ile yere dayanarak omzunu kaldırması ve bir dizini yere koyması ile başlar fakat ileri doğru hareket yoktur. 7 aylık yaş civarında bu türlü ilk sürünme hareketlerinin başladığı görülür. 8-9 aylık olunca çocuklar, karınlarını yerden kesmeden, bir iki metre kadar sürünebilirler. 10 aylık çocuklar ellerinin ve dizlerinin üzerinde odanın istenilen bir köşesine emekleyerek gidebilirler. 11-12 aylık çocuklar ayakları ve elleri üzerinde oldukça çabuk hareketler yaparak ev içinde istedikleri yere sürünebilirler.

Yürüme: Yürümenin ilk hareketleri çocuğun ayağa kalkma çabalan ile başlar. Genel olarak çocuk 8 aylık olunca yardımla ayakta bir kaç saniye durabilmektedir. 9 aylık çocuklar bir yere tutunarak bir süre durabilirler. 10-11 aylık çocuklar yardımla yürüyebilirler. 11-12 aylık çocuklar bir yere tutunarak ayağa kalkabilirler. 13-15 aylık çocuklar da artık kendi kendilerine ilk adımlarını atarak yürüyebilirler. Yürümeye başlamada oldukça bireysel farklılıklar görülür. Bazı çocuklar 13, bazı çocuklar ise 18 aylık iken yürümeye başlayabilirler. Genel olarak çocuğun oda içinde bağımsız olarak dolaşabilmesi 15-18 aydan sonra görülür.

İkinci yaşının sonuna doğru (18-24 aylık) çocuk, yalnız başına yürüyebilir, bir kutuya küçük küpleri doldurabilir, küçük bir sandalyeye oturabilir. Topu zıplatabilir, şişeden haplar çıkabilir, topu masanın veya sandalyenin üzerine koyabilir, küçük bir derginin sayfalarını çevirebilir, kalın bir kalemi sopa gibi tutarak çizgi çizebilir, oyuncakları çekebilir, topu ayağı ile yuvarlayabilir, üç küpü üst üste koyabilir ve resimleri tanımaya başlar.

Koşma: Yürümeyi başaran çocuk üçüncü yaşının başlarında kısa adımlarla koşmaya başlar. Çocuğun ilk koşma denemelerinde düşmeler oldukça çoktur fakat geliştikçe düşmeler azalır. Atlama biraz daha geç başlar. Oyuncaklarla oynama, çevresinde bulunan ev araçlarıyla oynama merakı oldukça artar, hemen her gördüğüne dokunmak, atmak istediği içinde çırpınır. Okul çağına yaklaşan çocuğun koşması, atlaması oldukça gelişmiştir.

Elin Kontrolü

Bebek doğduğu anda iki eliyle yakaladığı herhangi bir şeye asılarak kendi ağırlığını kaldıracak şekilde tutunabilir. Fakat ellerin bu sırada bir iş yapması mümkün değildir. Birinci ayda parmakların gelişmesi çok hızlıdır. Dördüncü, beşinci aya kadar çocuk bir eliyle ikinci elini rastgele yakalayabilir. Bir oyuncağa doğru uzanma beşinci aylarda başlar. Bu uzanma çabaları çoğunlukla sonuçsuz kalır ve daha çok kol ve gövdenin tümüyle yapılır. 14 aylık bir çocuk hiç tereddüt göstermeden bir oyuncağa uzanabilir. Bu yaştan sonra çocuğun el becerileri zamanla artmaya başlar.

Solaklık: Bazı çocuklar sol ellerini sağ ellerine oranla daha iyi kullanırlar. Bu hal beyinin sol yarım küresinin sağ yarım küresine baskın oluşuna bağlanmaktadır. Çocuk sol elli oluşunu doğuştan getirmektedir. Bir anormallik olmadığı için de bu durumu değiştirmeye çalışmak yersizdir. Eğer doğuştan sol elli olan çocuklar sağ elli yapılmaya çalışılırsa çocuklarda kekemelik ve diğer heyecansal arızalar görülmektedir.

Çocuğun sol veya sağ elli oluşu ikinci yaş civarında belli olmaya başlar. İlkokul çağına kadar sol ellik yerleşir. Okullardaki araçlar, sağ elli insanlar için hazırlanmış olduğundan öğretmenin sol elli olan öğrencilerine bazı yardımlarda bulunması gerekir. Sol elli olan öğrencilerin eğitiminde, arkadaşlarınca alay konusu olmadıkça, önemli bir zorlukla karşılaşılması söz konusu değildir.

Fiziksel Gelişimde Normal Olmayan Çocuklar

Hemen her insanın fiziksel gelişim yönünden normalden ayrılan bir yönü vardır. Kiminin parmakları uzundur, kiminin boynu kısadır, kiminin beli daha kaim, omuzu daha düşüktür. Ancak bütün bunlar toplumca normal olarak kabul edilmektedir. Bu yüzden de bütün bunlara göre özel bir eğitim yolu izlemeye gereklilik görülmemektedir.

Bu konumuzda üzerinde duracağımız husus normalden fazla sapıp da özel eğitime ve anlayışa ihtiyaç gösteren öğrencilerimiz olacaktır.

Fiziksel gelişim bakımından normalden ayrılan öğrenciler şunlardır: Sakat, özürlü, süreğen (kronik) hastalıklı, nazenin ve saralı öğrenciler.

Sakat ve Özürlüler

Vücudun görevlerini yapmaya kısmen engel olan özelliklere sakatlık diyoruz. Vücudun çarpık oluşu, kamburluk, çolaklık, topallık, organlardan birini kullanamama veya organ eksikliği gibi, vücudun görevlerine engel olmayıp da kişilik gelişimine olumsuz etkilerde bulunan vücut özelliklerine de özür diyoruz. Yüzde derin bir yara izinin olması, şişlikler, urlar, altıparmak oluş, çilli deri gibi.

Süreğen Hastalıklar

Bazı öğrencilerimiz tedavisi mümkün olmayan hastalıklara tutulmuş olabilir. Kalp hastası, sinir hastası, kansızlık, alerjiler, boğaz hastalıkları gibi. Bu tür hastalıklara süreğen (kronik, müzmin) hastalıklar diyoruz. Nazeninler

Bazı öğrenciler hasta olmamakla beraber iyi beslenmemekten veya tabiî olarak çok zayıf ve ince yapıya sahip olurlar. Kuvvetleri pek yoktur. Ağır işleri beceremezler. Besinsizlik yüzünden bu duruma düşenlerin fazla hareket için enerjileri de yoktur.

Saralılar

Öğrencilerimiz içinde saralılara da rastlamak mümkündür. Bunlara sara nöbeti geldiğinde ağızları kitlenerek düşüp bayılırlar, bilinçsiz hareketler yaparak kendilerini fırlatırlar, ağızlarına köpük yığılır.

Yukarıda dört grup içinde saydığımız kimseler, öğretmenin yakın ilgi, anlayış ve özel eğitimine muhtaç kimselerdir. Sınıfımızda bunlardan başka özel eğitime muhtaç çocuklar da bulunacaktır. Bunları yeri geldikçe ileride göreceğiz. Ancak bütün böyle normalden sapan öğrencilerin, bu hallerinden dolayı kişiliklerinin bozulmaması, kendi kapasiteleri içinde gelişip kendilerine ve toplumlarına yararlı olmaları için öğretmenin bütün bilgisini ve eğitim imkânlarını kullanması gerekir.

Çevrenin alay etmesi yüzünden bu tür çocuklar, çoğunlukla, aşağılık duygusu içindedirler. Toplumdan kaçma, utanma, içedönüklük eğilimleri gösterirler. Bazen da bunların tersine kavgacı ve aksi davranışlı oldukları görülür. Buna benzer bütün problemlerine eğilerek bu çocukların topluma kazandırılması gerektir.

Tatilin Rotası Kemer

Kemer otelleri turizm başkentlerinden Antalya’nın güzide otelleri arasında başlarda bulunur. Kemer Antalya’nın 42 km güneybatısında yer almaktadır.

Denize, kuma, doğaya, gezmeye doyamayacağınız Kemer sadece bunlar için gidilecek bir rota değil. Antik kent, kanyon, Tahtalı Dağları, çeşitli konseptlerdeki parklar gezilmeyi bekliyor. Tekne turları ve off-road turları da ekstralar arasındadır. Konforlu otellerde organize edilen aktivitelerle eşsiz bir tatili burada geçirebilirsiniz.

Ayrıca sabaha kadar eğlencenize eşlik eden gece kulüpleri de unutulmaz anlar yaşatmaktadır. Torosların eteğinde, göçebe hayatından izler bulabileceğiniz Kemer otelleri tatilcileri bekliyor. Her bütçeye uygun ödeme seçenekleriyle, müşteri memnuniyeti odaklı hizmetleriyle tatilcilerin gözdesi olmayı hak ediyor. Çocuklu aileler için uygun bir otel bulmak da Kemer’de zor değil. Size göre de oteller var.

Kemer’de Gezilecek Yerler

Kemer Plajları: Kemer tatil bölgesinde çok sayıda koy ve plaj yer almaktadır. Tatilcilere muhteşem imkânlar sunan kemer plajları ışıl ışıl deniziyle tatilinize büyük bir keyif katacaktır.

Olympos: Eski bir Likya antik kenti olan Olympos Kemer’den yaklaşık 35 km mesafede yer almaktadır. Muhteşem bir doğaya, tarihe, plaja ve ağaç evlere sahip olan Olympos mutlaka gezilmesi görülmesi gereken mekânların arasında yer almalıdır.

Phaselis Örenyeri ve Müzesi: Kemer’den yaklaşık 12 km mesafede yer alan Phaselis, Tekirova’da bulunan eski bir Likya antik kentidir. Muhteşem doğası, tarihi ve plajı ile Phaselis Örenyeri mutlaka gezilmesi gereken yerler arasındadır.

Tahtalı Dağı: Kemer sahil şeridinde yer alan Tahtalı Dağı 2365 metre yüksekliğe sahiptir. Kemer’in denize yakın en yüksek noktası konumunda bulunan bir dağdır. Olympos’tan teleferik ile çıkılabilen Tahtalı Dağı popüler bir mekândır. Buradaki muhteşem manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz.

Adrasan: Kemer’e yaklaşık 50 km. mesafede yer alan Adrasan Kumluca yakınlarında bulunmaktadır. Muhteşem doğaya sahip Adrasan, koyu, plajı ve konaklama imkânları ile görülmesi gereken yerlerden biridir.

Yanartaş (Kimera): Kemer’e yaklaşık 35 km mesafede yer alan Yanartaş, Çıralı ve Olimpos’un tepelerinde 230 metre yükseklikte bulunmaktadır. Yanartaş sonsuz ateş olarak anılan ve doğal bir ateş kaynağına sahiptir. Doğal güzelliklere sahip ideal bir yerdir.

Beldibi Mağarası: Kemer’e 19 km mesafede bulunan Beldibi Mağarası, Antalya ile Kemer arasında yer almaktadır. Antalya’nın en önemli tarih öncesi çağlarına ait izler taşımaktadır.

Göynük Kanyonu: Göynük Kanyonu Kemer’in en popüler gezilecek yerlerinden birisidir. Muhteşem bir doğaya sahip olan Göynük Kanyonu, şelaleleri, ağaçları, havuzları ve doğa sporu sevenler için doğru bir seçenektir.

Yörük Parkı: Kemer merkezde bulunan Yörük Parkı, tarihi ve otantik yapısı ile görülmeye değer bir yerdir.

Üçoluk Yaylası: Kemer’e yaklaşık 37 km mesafede bulunan yayla 1500 metre yüksekliğindedir. Muhteşem doğal güzellikleri ve çam ağaçlarına sahip yayla Kemer’in görülmeye değer doğal güzelliklerinden birisidir.

Kemer Plajları

Ayışığı plajı: Kemer’in merkezinde hilal şeklinde bir koyda yer alan Ayışığı plajı, altın sarısı kumsala ve berrak bir denize sahip Kemer’in en güzel plajlarından biridir.

Adrasan plajı: Kemer’e yaklaşık 50 km mesafede yer alan Adrasan plajı harika bir doğaya sahiptir.

Çıralı plajı: Harika bir doğaya sahip olan Çıralı plajı, Kemer’e yaklaşık 35 km uzaklıkta yer almaktadır. Olympos antik kentinin hemen yanında yer almaktadır. 3,5 km uzunluğuna sahip Çıralı plajı, berrak denizi ile Kemer’in güzel plajları arasında yer almaktadır.

Olympos plajı: Kemer’e yaklaşık 35 km mesafede yer alan Olympos plajı, harika bir doğaya sahip antik bir kenttir. Muhteşem kumsalı ile Kemer’in en güzel plajları arasında yer almaktadır.

Phaselis plajı: Kemer’e yaklaşık 12 km mesafede yer alan Phaselis plajı, Tekirova beldesinde bulunmaktadır. Muhteşem bir doğaya sahip olan plaj, güzel kumsalı ve ışıl ışıl denizi ile Kemer’in en güzel plajları arasında yer almaktadır.

Side’de Tatil Ayrıcalığı

Side Antik Çağ’dan kalan bir antik kentidir. Birçok uygarlığa ait esere ev sahipliği yapmaktadır. Side sadece Tarihi değerleri ile değil, doğal güzellikleriyle de oldukça dikkat çeken bir bölgedir. Side Antalya’nın gözde tatil mekânlarından ve turizm destinasyonlarından biridir. Tatilciler için tatil boyunca Side’de her kesime hitap edecek gezilip görülecek birçok yer mevcuttur. Ayrıca birçok aktivite de yer almaktadır.

Side’de Tarihi Mekânlar

Side’de birçok tarihi mekan yer almaktadır. Kent Surları, Athena Tapınağı, Büyük Kent Kapısı, Doğu Kapısı, Apollon Tapınağı, Su Kemerleri, Büyük Liman Hamamı, Liman Hamamı, Büyük Anıtsal Çeşme, Men Tapınağı, Baküs Tapınağı, Kolonnel Cadde, Üç Havuzlu Çeşme, tiyatro, Agora, Vespasianus Çeşmesi, Piskopos Sarayı ve Bazilikası, Anıtsal Kütüphane ve Devlet Agorası gibi görülebilecek birçok yer vardır.

Büyük Anıtsal Çeşme: MS 2. yüzyılda yapıldığı bilinen Anadolu topraklarının en görkemli çeşmesi olan Anıtsal Çeşme Roma Dönemi çeşmesidir. Manavgat’ta yer almaktadır. Anadolu’nun en büyük çeşmelerden biri olan Anıtsal Çeşme 23 sütunu bulunmaktadır. Side Antik Kenti’ni ziyaret ederek Roma Döneminden izler taşıyan çeşmeyi görebilirsiniz.

Side Tapınağı: Adını güzellik ve sanat tanrısı olduğuna inanılan Apollon’dan alan Side Apollon Tapınağı’nın, Roma Barışı döneminde yapıldığı bilinmektedir. Tarihi M.S. 150 yıllarına dayanmaktadır. Side’de tatil yapanların ya da ziyaret edenlerin mutlaka bu tapınağı görmesi gerekir.

Side Antik Tiyatro: 3 katlı sahneden oluşan Side Antik Tiyatro Roma mimarisini yansıtan bir yapıdır. Süslemelerinde Antoninler Dönemi barok özellikleri taşımaktadır. Side tatili sırasında görülmesinde gereken önemli yerlerden biride Side Antik Tiyatrosudur.

Side Limanı: Taş blokların üst üste yığılması sonucunda oluşan bir mendirekle çevrilen Side limanı milattan önceki yıllara aittir. Liman yarımadanın güney ucunda yer almaktadır. Side Limanı, tatilcilerin yat kiralama taleplerini karşılayacak bir kapasiteye sahiptir. Ayrıca tekneler için bölgenin bir başka barınma seçeneği de Manavgat Nehri’dir. Manavgat Nehri, doğal bir barınma ortamı sağlamaktadır. Manavgat Nehri Side Limanının yeterli olmadığı durumlarda tatilcilere kolaylık sağlıyor.

Side Müzesi: Side Müzesi, Roma Dönemi’nden kalma hamam kompleksi üzerinde yapılan restorasyonlar ile kuruludur. Side’de yapılan kazılar sonucunda lahitler, rölyefler, sütunlar, büstler, sütun başlıkları, heykel kaideleri, frizler, yazıtlar, heykeller görülmektedir. bu etkileyici müzeyi ziyaret ederek Akdeniz kıyılarının tarihine tanık olabilirsiniz.

Manavgat Şelalesi: Manavgat Şelalesi, Side’nin doğasıyla büyüleyen köşelerinden olan Manavgat’ta yer almaktadır. 4 metrelik bir falezden dökülen ırmak sularından oluşan şelale ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunuyor. Manavgat Şelalesi’nin etrafında yemek yenilebilecek restoranlar ve kafeler yer almaktadır. Ayrıca etrafta piknik yapılabilecek alanlar da bulunmaktadır. Bölgede 2 ayrı şelale daha yer almaktadır. Tatilciler için rafting ve jeep safari gibi aktiviteler de son derece eğlencelidir.

Side’de Alışveriş Keyfi

Side Çarşısı’na antik bir kapıdan giriş yapılmaktadır. Hem gündüz hem de gece ziyaretçilerine alışveriş imkânı sunan Side Çarşısı’nda alışveriş yapmak oldukça keyiflidir. Çarşıda farklı markaların tekstil ürünleri, ilginç el işçiliği örnekleri, turistik eşyalar, gümüş takılar bulmak mümkün.

Side merkezinde yer alan alışveriş merkezlerinde ise deri mağazalarında farklı ayakkabılar, ceketler, kemerler ve cüzdanlar bulunabilir. Ayrıca bölgede yer alan köy pazarlarında da alternatifler yer almaktadır.

Side’de Yemek Keyfi

Side genel olarak Antalya mutfağından izler taşımaktadır. Akdeniz kıyılarında yer alan Side bunun hakkını gereğinden fazla veriyor. Side mutfağında balık ve deniz mahsulleri başrolde yer almaktadır. Ayrıca turunç reçelleri ve sac kavurmanın lezzeti de bir başkadır. Side’de deneyebileceğiniz lezzetlerin arasında Akdeniz mutfağının olmazsa olmazı ot kavurmaları da yer almaktadır. Açıkhava müzesini andıran Side’de, birçok farklı uygarlığa ait kalıntılar yer almaktadır.

Side ve çevresinde her şey dâhil sistemiyle hizmet veren 5 yıldızlı çok sayıda konaklama mekânı yer almaktadır. Taze balık ile çeşitli mezeleri denemeden geçmeyin. Side’de çok sayıda tatil köyleri ve tesisler yer almaktadır. Ayrıca otellerin sunduğu animasyon ve gösteriler oldukça dikkat çekicidir. Side merkezde otel dışında da eğlenmek isteyenler için eğlence kulüpleri ve kafeler bulunmaktadır.